• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Hakkari 29 °C
  • Van 26 °C
  • Şırnak 35 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Batman 35 °C
  • Iğdır 30 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Mardin 35 °C
  • Ankara 29 °C
  • Muş 23 °C

Anlamak

Sabri Bozkurt

Eline geçen yeni bir fırsatla Yıllarca ülkenin dört bir yanını gezmiş, güzelliklerinden, eğlence, şatafatlıklarından söz edilen bütün mekânları ziyaret etmiş,  eski tutsaklığını bu yeni hevesiyle kapatmaya çalışmıştı.

 

Gözlerinin beğendiği, bedeninin istediği yerlere, âlemlere dalmış, acıdan böyle kurtulabileceğini, özgürlüğü yakalayabileceğini, mutluluğu bulabileceğini sanmıştı. Ve hayata böyle dokunur, içinde bu kadar yoğrulurken yine de temizcecik kalacağına inanmıştı. Ama hayata bu kadar dokunurken ak kalmak, kalabilmek zor, meşakkatli işti.

 

Zamanla kendini kolaya bıraktı oda, yavaş yavaş topladı, ya da toplandı çirkininin, kötünün etrafında. Kendini bunlardan, ya da bunları kendinden uzaklaştırmaya çalışmadı artık. Sadece gözlemlemiyor, dokunup geçmiyor,  kendisi de bir parçası olmuştu bu âlemim. Önce gözlerini, sonra bedenini ve sonrada yüreğini vermişti; güzellikler, yani süsler, süslü güzellikler onu çirkine götürmüştü.

 

Farkındaydı bunun, en azından ufak aralıklarla içine düştüğü sızıdan hissediyordu. Ama hayatın iki seçenekten ibaret olduğunu ve her ikisini de denemiş, bunun en iyisi olduğuna karar vermişti. Biri dar bir alan ve çok az seçeneklerden oluşan eski hayatı, diğeri geniş, her şeyi barındıran şimdiki hayatı.  O hayat kötüydü, bu hayat ise daha kötü; hepsi buydu ona göre. Ya daha kötü, çirkinle daha fazla zevk, ya daha az kötü ve çirkinle daha az zevk, hayatı yazan böyle yazmıştı, suç onun değildi.

 

Ruhunun isyanlarında kendini böyle avutuyor, böyle savunuyordu. Ama çok fazla direnemeyecekti, asıl olan yaşamın sesini fısıldıyordu ruhu çünkü.

 

Yaşamı yaşamak, yaşamın ortasına dalmak, orda yürümek değildi. Bu bir aynanın karşısında kendine bakmak gibidir; gördüğün sensin ama asıl olan sen, aynanın bu tarafında olandır. Bunu anlaması ruhuna biraz daha dönmesiyle oldu ve hayatını bir başka evreye çevirdi.

 

Kendini tanımalıydı önce; yalnızlığa sığınıp kendiyle baş-başa kalmalı, kendine, ruhuna, yüreğine dönmeli, iyice bir yoklamalıydı. Hayatın bir anlamı, başka bir anlamı var ise eğer onu bulmalıydı.

Önce zevklerin, anlık mutlulukların kapısını kapattı, acıları geçici sevinçlerle azaltma düşüncesinden vazgeçti, bir kanara bıraktı. Her şeyle yüzleşmenin her şeyi daha iyi tanımak, anlamak olacaktı, yüzleşmeliydi, anlamalı…

 

Yanlız uyumak için kullandığı oda artık tüm yaşamı görmek için kendini kapattığı yer oldu. Bütün hayata buradan, dokunmadan baktı. iyi olan neydi, kötü olan ne?  Kötüye dokunmadan güzellikleri alabilmek, yaşayabilmek, yaşamak mümkün müydü?   Ya da sadece anlamak, dokunmadan izlemek miydi hayat, yani böylesi en güzeli miydi? Bu sorularla kafa yorduk ve kendine cevaplar verdikçe kendini iyi hissediyordu, çok iyi... Zaten hayatta kendini iyi hissetmek değil miydi?  Yani his, hissetmek, her şeyi hislerle yakalamak değil mi?  koşarak, koşar adım hayat yakalanır,  ya da yaşanır mıydı?

 

Bütün yaşadıklarında bunun eksikliği vardı demek ve şimdi bulduğunu düşünüyordu. Hayat: hissetmekti…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.