• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Hakkari 29 °C
  • Van 26 °C
  • Şırnak 35 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Batman 35 °C
  • Iğdır 30 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Mardin 35 °C
  • Ankara 29 °C
  • Muş 23 °C

ARAP BAHARININ SONU KÜRT YAZI…

Siyabend Fırat Çetin

 

Bayağıdır izliyorum olanları…

Tekerleme gibi bir oluşum var ortada…

Bir Arap baharıydı geçti. Bakın yağmur yağıyor ne muson yağmurudur ne de sağanak, Kürtlerin yazıdır bu...

Bu yazıyı yazarken yazdıklarım hala yaşanıyor. Yazıyı daha bitirmeden başka bir oluşum başlıyor. Her şey o kadar hızlı gelişiyor ki bir gaz bombası gibi yayılıyor. Savaşınızda ve soykırımınızda büyük gelişmeler gösteriyorsunuz. Gelişim, sadece barışta rol oynamıyor.

Televizyonlar, gazeteler, yayın organları her biri bir yerden ayna tutuyorlar birbirlerine.

Ülkenin bölünüşü diyorlar zaten bütünlük yok ki. Egemenlik diyorlar ve egemen bir ulustan bahsediyorlar fakat kendi ülke sınırları içinden çok dışardaki durumla muhatap oluyorlar ve böylece ülke bütünlüğü diye bir şey kalmıyor. Köşe yazılarında ve yayın organlarında atıp tutanlar başbakanın önünde birer tesbih taneleri gibi diziliyorlar. Sorular, sade ve yumuşak bir dille soruluyor sanki yapılanlar çok hafifmiş gibi…

Batı Kürdistan oluşuyor ve Esad da, Saddam ve Kaddafi gibi düşmek üzere... Bunu gören Erdoğan buna dayanamayıp kendi sonunu tahmin ediyor aslında. Bu yüzden korkuyor...

Kendi ülkesinde yarasa başka ülkede serçe olan bir iktidar ve liderden bahsediyorum. Daha yeni oluşan Kuzey Irak federe bölgesine tam alışamamışken Suriye de buna eklendi. Sınır boylarını üç renk dalgalandırıyor ve bu da ülkede bölünme tehlikesi taşıyormuş. “O bayrakları oradan indirin” diye sesleniyor.

Samimi değilsiniz. Önce Kürt açılımı dediniz, sonra da Demokratik açılımı. Mecliste kürsüye çıkan Kürt milletvekilleriniz bir açıklamada bulunmamasının üzerine sessiz kaldılar. Milli beraberlik ve kardeşlik projenizin yanında Askeri operasyonlar boy gösterdi.

Belediye başkanları, Meclis üyeleri, il başkanlarını, ilçe başkanlarını, Sivil toplum örgütü yöneticilerini ve binlerce kişiyi tutukladınız. Suç aleti olarak bir meyve bıçağı, bir tırnak makası bile bulamadığınız halde milyonlarca halkı temsil eden bu kadar siyasetçiyi tutukladınız. Halkın iradesini yok saydınız. Demokratik legal siyaset yapan bu yöneticilere “Terör örgütü” dediniz. Magazinel ve halkı uyutmak yerine gerçekleri yayınlayan ve yazan gazetecileri suçlayıp içeriye attınız böylece Dünya sıralamasında gazetecileri tutuklu bulunan listede ilk sıralardasınız.

İstanbul’da gazdan etkilenip ölen gösterici de, Cudi’de çatışmada şehit düşen polis de, senin şiddete dayalı çözüme endekslenmiş dar kafalılığının bedelini ödüyor

Bunun yanında Türkiye deki Kürtler de bu durumu göz ardı etmeden sarılıyor haklarına. Haklarını almak için daha fazla diretiyorlar. Ne o tanımadığınız halkı kendi sınırları içerisinde ziyaret ediyorsunuz. Erbil’de ki ziyaretten sonra Kerkük te lütuflarda bulundu Sayın Bakan, şair gibi dillendi adeta, ben de haberi izlerken Nazım’ı da anmadım değil;

“Biz artık şarkı dinlemek değil. Şarkı söylemek istiyoruz...

Kürt meselesi değil aslında bu, bu bir anlayış meselesi, dinleme ve kavrama meselesi bu. Masaya oturup karşılıklı çözüme ulaşmak gerekir. Sayın başbakan siz iktidarlığın tadını çıkarırken bir halka bu şekilde davranırsanız barışı ve kardeşliği ülkenizde sağlayamazsınız. Hak ararken haksızlık yaparsanız hakkın mülkiyetinden bahsedemezsiniz.

Bakın Kürdistan’a artık bir kapınız daha oluyor. Direnen halkın size bir kapısı daha açılıyor. Çanaklar artık orayı da gösterecek. Uydu bağlantınızda onlarında sesini duyacaksınız. Geçen bir yazımda “Yuvarlak masadan tüm Dünyaya” seslenmiştim. Yuvarlak masa etrafında çözüme dayalı oturup konuşmak gerekir. Liderin de, askerinde eşit olduğu bir masa…

Yine Eylül yaklaşıyor. Barışa bir umut kala yine yazıyorum. Bu yazıyı yazarken muhtemelen Batı Kürdistan zeminini özgürlük üzerine hazırlıyordur., Kürtlerin, bahar ertesi bu. Hafif esen rüzgâr savaş kalıntılarının tozlarını hafif savuruyor, belki birileri bu tozlardan etkilenir de dikkat eder artık. “Ya sev, ya terk et” sözünü kullanırken iki kere düşünür artık…

Derin bir nefes almaya hazırlanıyor artık Kürtler. Zaferin tadını çıkarmaya hazırlanıyorlar. Başarı batıya yaklaşıyor. Güneş batıdan batıp zaferi armağan ediyor. Ve zafer işaretleri yükseliyor... Barışın sesi bunlar...

Bir gün mutlaka…!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.