• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Hakkari 29 °C
  • Van 26 °C
  • Şırnak 35 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Batman 35 °C
  • Iğdır 30 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Mardin 35 °C
  • Ankara 29 °C
  • Muş 23 °C

BİR GÜN MUTLAKA…!

Siyabend Fırat Çetin

Duyuyorum…!

Her gün politika unsuruyla konuşan siyasetçilerin sesi hiç yabancı gelmiyor artık. Düşen her göz yaşını kendine malzeme yapanların nihayeti bu sesler.

Top on listesinin zirvesine yerleşmek ister gibiler. Birinciye bir varil kan ve çıkarlarının bütünü armağan ediliyor bu ülkede. Ve nihai iktidar koltuğu…

Hayatı oyun oynar gibi yaşayıp sanki bir oyundaymışız gibi üzerimizden puan kazanmaya çalışıyorlar. Dağları, ormanları bombalıyorlar. Kendi akciğerlerini yakıp kavuruyorlar vatan millet aşkının ölümcül şehvetiyle. Bizi bizden koruyorlar. Bu bombalar hepsi bizim için…

Bombaladıkça puan kazanıyorlar…

200114_207779719248477_100000493508888_835657_2455422_n.jpg

İktidar ve liderlik savaşı çıkıyor sonra iktidar ve muhalefet arasında, kumanda etme kavgası. Oyunun komuta kavgası bu…

Ama insanlar artık çalan bu müziğin notasını okuyacaklar ki okuyorlar zaten. Bütün dünya aynı dilden söylenen ezgileri anlıyor. Çünkü acının, ağlayışların dili olmaz… Gözyaşının dili, dini, ırkı olmaz…

Eli silah tutanlar kurtlar vadisinde oyuncu, gözünden gözyaşı akanlarsa savaşa yollanıyor. Dizilerin ağlama sahnelerinde Kürtçe uzun hava,  eğlenceli ve mutlu sahnelerinde ise Türkçe müzik ve marşlar çalıyor. Ölünce Kürt, öldürünce Türk oluyorlar. Bir müzik ölüp, bir marş gibi öldürüyorlar. Zaferleri sadece tüketmek oluyor ki zaten kendileri de tükenmeye yüz tutuyor… 

Ama artık utanıyorum;

Fırsatçılıkla liderliğe oturan yaşlı kurnaz kesimlerden utanıyorum. Depreme maruz kalıp yerle bir olan şehrin belediye başkanlarını tutuklayanlardan utanıyorum. Halkı hakla birlikte suçlayan kesimlerin boğucu davranışlarında utanıyorum.

Kürt-Türk çatışmasını oluşturup televizyon programlarında Kürt sorununu çözmek için oturan mitlerden utanıyorum. Yıllarca gayri failli meçhul cinayetleri işleyip meçhul olanları televizyon programlarında itiraf edenlerden utanıyorum. Utanıyorum fakat korkmuyorum. Onlarında utanmasını beklemiyorum. Asıl mesele tüm bunların olduğu bir ülkede ki barış bağrışmalarından utanıyorum…

Kürtaj altından birkaç meseleyi halka hissettirmeden gizli bir darbe gibi yapanlar neden utanır ki?    Hani her Türk asker doğar ya, askerler  tükendi  asker lazım ya vatana…

Hani siz doğurun biz kolunu da kırarız, Pozantı’ya da yollarız, hapsede tıkarız, yaşının iki katıda damga vurarız diyorlar ya…

İşte onlara bu şekilde lazım.  Sömürü onların en büyük egoları…

Sorun bir kova buğday kadar… O buğdayı sorunların üstüne döküyorlar ve üstünü örtüp halkın görmesini engelliyorlar. Fakat iri yabani  karıncalar o buğdayları sinsice taşırken yuvalarına, küçük karıncalarda eziliyor altta, işte üzüldüğüm noktada bu çünkü o küçük karıncalar benim kardeşlerim.

Ama gene de öfkeyle çalkalanıyor işte içim. İsyan bir dalga gibi içimi parçalayarak çarpıyor tenime. Düşündüğünü söyleyeni vuruyorlar. Kalemimizden umudun yerine 

1.20120613203719.jpg

kan damlasın istiyorlar. İnsanları enselerinden tutup götürüyorlar. Düşünürsen eğer değdiğin yer ihanetin çizgisi oluyor.

Kim bu adamlar, ne hakla halkımı ihanetle suçluyorlar. Kim çiziyor ihanetin çizgisini, kim korkutuyor bu halkı, korkuyla boğularak cesareti arayan benim halkım. Kim bu benim halkımı inkar eden?

Televizyon programlarımı benim sorunumu çözecek, benim atalarımı diri diri kuyulara atanlar mı programlara çıkıp benim sorunumu  çözecek. Birkaç mit müsteşarını toplayıp ekranlara Uludere’nin analizinimi yapıyorsunuz anaların 

gözyaşları üstüne?

Yanılıyorsunuz ve yanmaya da mahkumsunuz.

Yıllarca, Ermenileri  Kürtlere, Şiileri Araplara katlettirdiniz. Mezhep çatışmaları size yaradı. Din ile halkı dinginleştirdiniz. Alevileri katlettiniz. Tarihiniz kanda boğuldu üstüne üstlük bir yalan tarihte farklı bir oluşum içindesiniz.

 

Ve Kürtleri de kime katlettireceğinizi düşünüyorsunuz, çünkü bunu başaramayacağınızı biliyorsunuz.

Korkuyorsunuz aslında, korkup kendi sesinizden ürküyorsunuz. Çok bağırıyorsunuz 

ve bu bağırışlarınızın sebebi bir gün mutlaka korkusu…

Kürtlerin ‘’Bir Gün Mutlaka’’ deyişi size korku saçıyor…

Nazım Hikmet; Taranta Babu’ ya yazdığı mektubun birinde Musollini’yi anlatıyor;

Mussolini çok konuşuyor TARANTA - BABU!

Tek başına

      yapayalnız

              karanlıklara

bırakılmış bir çocuk gibi

                                  bağıra bağıra

kendi sesiyle uyanarak,

korkuyla tutuşup

               korkuyla yanarak

durup dinlenmeden konuşuyor.

Mussolini çok konuşuyor TARANTA - BABU

çok korktuğu için

               çok konuşuyor…!

Bir gün mutlaka dediğimiz günleri özgür yaşamak dileğiyle…

 

3.20120613203831.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.