• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Hakkari 29 °C
  • Van 26 °C
  • Şırnak 35 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Batman 35 °C
  • Iğdır 30 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Mardin 35 °C
  • Ankara 29 °C
  • Muş 23 °C

BÖLME, ÇARPMA, TOPLAMA VE ÇIKAR MA…!

Siyabend Fırat Çetin

‘’Bir Türk akşam karanlığında yolda kalırken bir köyde Kürt bir ailenin kapısını çalar ve  derdini anlatır. Bu geceyi onlarda geçirmesini ve dışarıda çaresiz kaldığını söyler. Kürt ise bunun üzerine kapısını açar ve Tanrı misafiri olan Türk’ü ağırlamaya başlar. Uyuması için hiç üzerinde uyumaya kıyamadıkları yatakları ve yorganları açarlar. Evin en sıcak bölümünde hazırlanır yatağı. En sıcak çaylarını sunarlar ve onu en iyi şekilde ağırlarlar. Sabah en sıcak kahvaltı ve yeni porselenlerde sunulur kahvaltılıklar. Ve Türk bundan gayet memnun devam eder. Doymuşken bir dilim peynire çatal batırır ve içinden bir kıl çeker ve ansızın Kürt’e dönüp;

‘’Bu Kürt beni zehirlemek istedi’’ der.’’

Yine Kürt-Türk…

Yine Şubat ayı…

Yine barış süreci ve yine bunu kaldıramayan faşizm savunucuları…

Süreç  sürümcemeden kurtuluyorken ve barışın paragraf başı atmaya hazır bir aydan özetler;  faşizm sloganları ve ölüm oluyor.

Demokratik bir ülke ve bir Parlemento da yankılanan faşizm sloganları;

Cumhuriyet Halkı Partisinden ırkçılık söylemleri ve;

‘’Kürtler ve Türkler bir olamaz.’’

Bir olamaz çünkü onlar barış siz ise savaştan yanasınız. Onlar yaşam siz ise ölümden yanasınız. Evet bir olamaz haklısınız. Bu kadar sömürüye, bu kadar baskıya rağmen Kürtlerin mücadeleyi bırakmaması karşısında bir olamazlar.

Çünkü biri ölüyor ve biri öldürüyor.

Biri ölerek ve biri öldürerek çoğalıyor. Her barış sloganında hep birileri öldürüyor ve hep birileri çok istediği ve hayata bağırdığı barışı içinde susturuluyor ve ölüyor.

Peki  AKP’li Kürtler bu durumu nasıl değerlendirdi gündeme bile gelmeyecek kadar ilgisizlermiş asıllarıyla demek.

Demek asıllarının konuşulacak ve savunulacak kadar değeri yokmuş ve işte bu yüzden ayrıştırılıyorlar.

CHP içinde ulusalcılarla bir bölünme yaşanıyor gibi.

Bir gün boyunca manşetlerde bunlarla ilgili haberler yer aldı.

Peki bize ne bundan, ayrışmalarından, bağırışmalarından; insanları bölüyorsunuz, ülkeyi bölüyorsunuz ve asıl bölücülüğü siz yapıyorsunuz farkında mısınız?

Ukrayna parlementosunu Türkiye parlementosundan önce gösteriyorlar neymiş efendim bizden daha kötüsü de varmış,  peki nerde kaldı iyi…

Tek farkınız  ‘’daha’’  olması…

Sizi de ekranlarda gösterip ‘’beterin beteri de var’’ diyenler de var.

Düşünsenize bunu birlikte bir kıraathanede izleyen Türk ve Kürt şunu söyler;ü

‘’Baksanıza biz anlaşıyoruz. Birlikte çay içiyor sizin ırkçı yaklaşımlarınıza birlikte gülüyoruz size ne oluyor anlamıyorum. Siz parlementerler vatan millet aşkıyla değil bizim gücümüzle çıktınız oraya. Konuşmadan önce düşünün ve kendi fikirlerinizden önce sizi seçenlerin fikrini savunun.’’

Çarpma, bölme, toplama çıkar ma…!

Kürdü Türk’e, Türk’ü Kürde çarpıştırmayın. Ve insanları çarpıştırıp bir şeyleri bölmeye çalışmayın. Konuşanları, savunanları, barış sloganları atanları toplamayın. Ve en önemlisi çıkarmayın…

Sesinizi çıkarmayın…

İnsanları aklınızdan çıkarmayın. Binlerce masumu, asit kuyulara attıklarınızı aklınızdan çıkarmayın. Suçsuz yere babasız bıraktığınız;  Şilan’ı, Berfin’i, Botan’ı, Zından’ı, Azad’ı aklınızdan çıkarmayın. Kardeşlerinden aldığınız ve oyunlardan bile mahrum ettiğiniz çocukları; Uğur’u, Leyla’yı, Ferhat’ı aklınızdan çıkarmayın… Bu dört işlem sizde ne sonuçlar verir bilmiyorum fakat o ayrıştırdığınız yani ‘’Kürtler ve Türkler bir olamaz’’ dediğiniz Kürtler bunun hesabını sormak yerine barış istiyor.

Demokrasi milletleri saf dışı bırakmakla olmaz.

Onları azınlık görerek haklarının ihlalini düşünerek ülkede gidişatı daha da zorlaştırır.

Yıllardır bu kadar acı çeken bir halkı onuncu yıl marşınızla, faşizm sözlerinizle ve hele ırkçı zihniyetinizle yok sayamaz ve küçük göremezsiniz.

Küçük bir çocuk gibi mecliste şöyle söyleyenler de var;

‘’Siz küçük bir grupsunuz.’’ Neymiş efendim, bizim grup sizinkinden daha büyük…

Unutmayın ki büyük çarkları harekete geçiren küçük çarklardır.

Önemli olan küçük olmak değil büyük işler yapmaktır. Birileriniz bunu çekemiyor. Barış birilerinizin işine gelmiyor çünkü işsiz kalacaksınız. İşiniz olan savaş çığırtkanlığını barış dolu bir ortamda yapamazsınız diye işinizin elinizden gideceğini düşünüyorsunuz.

Barış isteyen bir halkın böyle bir süreçte üç ölümle sonuçlanmasına rağmen Diyarbakır’da göstermiş oldukları büyüklük ve arış dolu bir tablo ile küçük gördüğünüz grupların ne kadar büyük bir kitleyle oluştuklarını gördünüz.

Sürekli size barışçıl yaklaşan bir hakla neden bu kadar ırkçı karşılık veriyorsunuz doğrusu anlamak zor.

Tarihten bugüne,  ki bu günlerde tarihe birer anekdotlarla kalıcı bir şekilde bırakılacak, bir halk bu tarihten haksızlıklara rağmen mücadele etmiş bir halk bu kadar sömürünüze rağmen biraz olsun gülümseyip hala beyazlar içinde barış ve kardeşlikte ısrar ediyorsa bunu uzlaşıcı bir şekilde sağlamak gerek.

Saygı değer Cemal Özçelik’in o müthiş kıtasıyla küçük bir seslenmede buradan yapmak istedim;

Şarkılarımızı dilimizle söyleyelim, diyoruz…

Böyle bir dil yok ki diyorlar.

Kardeş olalım diyoruz…

Kütükte kaydınız yok ki diyorlar.

Eşit koşullarda yaşayalım, diyoruz…

Buna hakkınız yok ki diyorlar.

Komşu olalım diyoruz…

Buna tahammülümüz yok ki diyorlar.

Özgürce yaşayalım, diyoruz…

Kölelikten başka seçeneğiniz yok ki diyorlar.

Mutlu bir gelecek için barış diyoruz…

Karakterimize uymuyor ki diyorlar.

Zulüm bitsin diyoruz…

Bizden başka ne bekliyordunuz ki diyorlar.

Hak var, adalet var diyoruz…

Bizim kitabımızda yok ki diyorlar.

Ahımız yerde kalmaz diyoruz…

Çulsuzun ahını kim işitir ki diyorlar.

Biraz insaf diyoruz…

Böyle bir şeyi tanımayız ki diyorlar.

Yalan tarihlerle gerçeği saptırmayın diyoruz…

Yalandan başka gerçeğimiz yok ki diyorlar.

Bu hep böylemi sürecek diyoruz…

Yoksa ayakta kalamayız ki diyorlar.

Evet biraz insaf diyoruz. Ve bütün bunlara rağmen barış ve kardeşlik diyoruz, demeye de devam edeceğiz. Barış uzakta değil yakında şuralarda bir yerde. Bir gün mutlaka diyeceğimiz kadar inançlı ve yarın, belki yarından da yakın dedirtecek kadar da yakın ve insanlığı ayakta tutacak kadar da onurlu…

Bir Gün Mutlaka…!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.