• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Hakkari 29 °C
  • Van 26 °C
  • Şırnak 35 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Batman 35 °C
  • Iğdır 30 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Mardin 35 °C
  • Ankara 29 °C
  • Muş 23 °C

BU YAZIYI AÇ KARNINA OKUYUN…

Siyabend Fırat Çetin

Hep siz konuşuyorsunuz.

Hep siz doğruyu söylüyorsunuz.

Yağ gibi suyun yüzüne çıkmayı müthiş başarıyorsunuz.

Bu ülkenin de, bu dünyanın da sorunlarını ancak siz biliyorsunuz. Başkası bilemez. Kürtler ise hiç bilemez. Ancak sizin sunduğunuz reçeteler geçerlidir.  Sizin hassasiyetleriniz önemli, başkalarının değil. Sadece sizin canınız yandığı zaman feryat ediyorsunuz. Varsa yoksa siz. Başka hiç kimse önemli değil.

Sizin tarihiniz tertemiz, başkalarının kirli. Siz başkalarını eleştirisiniz, hatta onlara hakaret edersiniz, aşağılarsınız ama başkaları bunu yapamaz. En haksız olduğunuz konuda dahi hep siz haklısınız.

Katili aklayıp mağduru suçlamak sizin en büyük beceriniz. En büyük marifetiniz tarihi amuda dikmek. Herkesin yazdığı tarih yanlış, bir tek sizinki doğru. 'Ecdatlarınız' pir ü pak. Ermeniler kendi kendilerini doğradılar. Süryaniler de öyle. Karadeniz'de Pontus'lar, Laz'lar kendi kendilerine sürgün yollarına döküldüler, gönüllü asimile oldular. Atatürk'ün evini siz bombalamadınız. 6-7 Eylül 1955'te 'gayri Müslimler' durduk yerde olay çıkardı. En son 'Kendimi çarmıha gerilmiş gibi hissediyorum' diyen Fener Patriği Bartholomeos aslında yok. Hayali bir insan. Varsa da İstanbul'da yaşamıyor.

1977 1 Mayıs Katliamı, 1978 Maraş Katliamı, 1993 Sivas Katliamı, onu takip eden Gazi Katliamı sizin eseriniz olamaz. 24 Eylül 1996'da Diyarbakır Cezaevi'nde 10 Kürt tutsağı kalaslarla döverek siz öldürmüş olamazsınız. 19 Aralık 2000'de şu 32 insanın katledildiği, bazılarının ise diri diri yakıldığı 'hayata dönüş operasyonuyla' zaten sizin bir alakanız olamaz. 17 bin cinayeti siz işlemediniz. Asit kuyuları size ait değil. 4 bin Kürt köyünü siz yakmadınız. Ormanları ise 'PKK'nin helikopterleri' yaktı.

Öldürülen gazetecilerden haberiniz yok. Bombalanan gazete merkezinden de. Vedat Aydın'ı, Musa Anter'i, Mehmet Sincar'ı nereden tanıyacaksınız ki! Ya kaçırılarak, işkence edilerek öldürülen 19 yaşındaki Ferhat Tepe ve onlarca, yüzlerce Kürdü. Hrant Dink 'konuşmasaydı öldürülmeyecekti' diyen de sizsiniz.
 

Söyleyin bakalım Suriyeden kaçan mültecileri kampınızda eğitmiyormuşsunuz gibi Apaydın kampına ziyaretleride durduruyorsunuz. Eğitiklerinizi kadeh tokuşturur gibi savaşa sunuyorsunuz. Dökülen kanlarda kırılan bardaklarınızdan şaraplarmış gibi kurumasını bekliyorsunuz.

Kaç parti kapatıldığını da bilmezsiniz. Çünkü bu partileri siz kapatmıyorsunuz. Kapatılmayı halklarına hizmet ettikleri için onlar hakkediyorlar. Bir halkı savunmak, o halkın dilini, dinini, rengini, ideolojisini savunmak o halkı varsaymaktır fakat savunan siyasetçilerin ve seçilmişlerin susturulması o halkı soykırmaktır.

Öyle ya, dünya basın tarihine geçecek olan 'megaloman manşetleri' siz atmadınız. 'İstedikleri oldu' diye manşet atmak, öyle her 'gazetecinin' kârı olamaz. Ancak sizin olabilir.

Size lider, parti, siyasetçi, aydın, gazeteci, belediye başkanı, milletvekili beğendiremiyoruz bir türlü.

Demirtaş’ı  beğenmiyorsunuz. Buyurun Sırrı Süreyya “Sanırım Metiner gibi Bir Kürdün karşılığında da kazanılan en iyi Türk’de Sırrı Süreyya Önder oldu.’’

Herkeste, her şeyde bir kusur buluyorsunuz. Sadece kusur bulmakla da kalmıyorsunuz. Hem akıl veriyorsunuz. Hem de hakaret ediyorsunuz, aşağılıyorsunuz. Kürt çocuklarına yaşınının iki katı kadar hüküm verip 'yükseliyorsunuz'. Frene basmak bir türlü, aklınıza gelmiyor. Egemen ulusun, sizin için sunduğu 'ayrıcalıkları' sonuna kadar, tepe tepe kullanıyorsunuz.

Bu son dönemde 'kaliteyi' yükselttiğinizi, işi çeşitlendirdiğinizi kabul etmem gerekiyor!

“Açlık grevinde olanlar sadece sözde açlık grevindelermiş, bakanınız bütün ceza evlerini gezmiş ve aç ve açıkta olan yokmuş. Bu kadar insan yemeği beğenmediği için açlık grevindelermiş sanki. Türkiyenin dört bir yanından buna destek verenleri ise vatana ihanet olarak suçluyorsunuz.

Aynı güne denk gelen Cumhuriyet Bayramında da yürümek isteyen bir grup Cumhuriyet gençliğine de

Kendiniz yetmeyince bu kez 'Kürt mahallesinde hoşafın yağı azaldığı için 'Türk mahallesinde' dış kapının mandalı olmaya çalışan bazı Kürtleri konuşturtuyorsunuz.

Kim sizin seçmeniniz şaşıyorum doğrusu. Bu kadar kıran, dağıtan, yok sayan bir iktidarın seçmenleri kim? Tüm Türkiye susturuluyor, sadece siz konuşuyorsunuz. Susanlar da susturulanlarda isyan ediyor. Kürtlerin dilini yok sayıyorsunuz, ana dilde eğitim olmaz bizi böler diyorsunuz. Alevileri yok sayıyorsunuz, soykırıyorsunuz. Aydınlardan daha aydınız diyorsunuz onları dinlemiyorsunuz bile. Ambleminiz sadece bir iktidara yetecek kadar yansıyor. Cumhuriyetçileri bayram yürüyüşünde barikatlerle karşılıyorsunuz.

Kim bu sizi sayan halk, sizin saydığınız halk yokken…

“Çocukta olsa, kadında olsa gereken yapılsın…”

Çok konuşuyorsunuz, çok. Çok hakaret ediyorsunuz, çok. Gerçekleri karartıyorsunuz. Kendinizin dışında 'ötekiler' hakkında zır cehalet örnekleri sergiliyorsunuz. Ve bütün bunları marifet sanıyorsunuz.

Bir şeyi başardığınızı açık yüreklilikle söyleyebilirim. Ermenilerden, Süryanilerden, Rumlardan sonra nihayet Kürtlere de nefret etmeyi öğretiniz. Bu konuda sizi kutlamak gerekiyor! Bravo doğrusu.

Sizi okuyan, dinleyen, izleyen insanların sizler hakkında ne düşündüğü umurunuzda değil herhalde. Niye olsun ki? Bütün işgalci ve sömürgeci güçler gibi siz de doğrusunu yapıyorsunuz. Şımarıyorsunuz. 'Beyaz' olmanın keyfini yaşıyorsunuz. Sefasını sürüyorsunuz.

Dünya hep böyle gelmiş, hep böyle gidecek sanıyorsunuz. İşte burada yaman bir yanılgı, akıl tutulması ve tarifi, izahı mümkün olmayan bir cahillik içindesiniz.

Aslında bunu fark eden, bazı 'sivri zekâlılarınız' yok değil, var. Milliyetçi, ırkçı, muhafazakârlardan bir adım ilerde olduğu söylenen liberalleriniz sanki bunu biraz fark etmiş gibi. Son dönemdeki hırçınlaşmaları da bundan kaynaklanıyor. Sanki Kürtlerin de vekâletnamesi ceplerindeymiş gibi, 'Siyahi Kürtleri' her iki halkın ortak düşmanı ilan etmekte bir sakınca, sıkılma, utanma hissetmiyorlar. Susuyorlar, sustukları içinde korkuyorlar bir gün bu halk başaracak diye.

Ve biz yazarlar, gazeteciler bir daha ölüm haberlerini yazmamak için, insanların umudunu yitirecek ve mücadelenin sonucunda ölüm olduğunu yazmamak için aç karnına yazıyorum bu yazıyı. Kusun bütün kininizi ve barışa, kardeşliğe egemen olun.

Aç karnına yazıyorum ve bütün çocuklar doysun diye. Barışı çocuklar tatsın diye yazıyorum.

Sizde aç karnına okuyun ve aç karnına yorumlayın, barışın reçetesini. Çünkü barışa aç bir toplumuz… 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.