• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Hakkari 29 °C
  • Van 26 °C
  • Şırnak 35 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Batman 35 °C
  • Iğdır 30 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Mardin 35 °C
  • Ankara 29 °C
  • Muş 23 °C

Dünya dönüyor arkasından bir insan gülümsüyor...

Siyabend Fırat Çetin

Küçük çocuk babasından onu dışarıya çıkarmasını gezdirmesini ve sinemaya götürmesini ister. Babası da çok işi olduğundan dolayı onu dışarı çıkarmanın imkânsız olduğunu düşünerekten gazete dünya haritasını görür ve keser.                                                                                            

Kesilen dünya haritasını parçalara ayırır ve çocuktan birleştirmesini ister.   Ve eğer bunu yaparsan dışarı çıkaracağını ve onu gezdireceğini söyler.                                                          

Öyle ki en iyi coğrafyacının bile düzeltmesi zor olan parçalara ayrılmıştır.

                                              

Çocuk birleştirir ve babasına uzatır. Babası şaşkınlıkla bakar ve nasıl düzelttiğini sorar;

“Haritanın arkasında insan figürü vardı onları birleştirirken haritada oluştu” diye cevap verir.                                           

 Sizi de yoruyorlar. Ama çaresizlik ıssızlığı bilinçaltımıza üretmeme hastalığıyla beliriyor. Size siyaseti değerlendirmeyeceğim. Zaten utanç perdesi bütün basın ve medyada görülür vaziyette.

Ama sizi eleştirmeyi de ihmal etmeyeceğim. Size BDP, AKP veya diğer partilerin olumlu ve ya olumsuz taraflarını saymayacağım. Yeni bir dünya düzeninden bahsedeceğim. Üretimi tüketiminden fazla olan bir dünya. Bütün dillerin, dinlerin ve ırkların üzerinde özgürce yaşadığı bir dünya. 

Öyle ki klavyenin tuşlarına on iki oktavla basabileceğim derecede istediğim bir dünya ve bir kâğıda bütün dillerde alfabenin tüm harflerini yazabileceğim bir dünya.

Farklı diller aynı toprakları paylaşamadı ve paylaşamıyor. Toprakların bir bütün olduğunu ve dünyanın bütün insanlığa dil, renk ve din ayrımı yapılmaksızın bahşedildiğini biliyorsunuz. Unutmayın siz yaptığınız şeysiniz söylediğiniz değil.

Sokrates idama götürülürken eşi arkasından bağırmaya başlamış; “Sokrat seni haksız yere asacaklar ve haksız yere infaz edileceksin.”

Sokrat"ta cevap vermiş; “Ne yani bir de haklı yere mi asılsaydım?”

Haksız yere mi oluyor bütün bunlar. Haklı yere mi kazanılıyor zaferler. Haksız yere mi yaşanılıyor mağlubiyetler.

İddia ediyorum düşünmüyoruz. Aynı anda düşünüp uygulayamıyoruz. Pratiğimizi susturup çeneleri harekete geçiriyoruz. Çalışan organlarımızın yüzdelik payını çenelere ayırıyorsunuz.

Bakmakla görmek arasındaki farkı koruyamıyorsunuz. Konuştuklarınızı yutup, duyduklarınızı kusmayı çok iyi beceriyorsunuz. Bunu biliyorsunuz. Silahın namlusu konuşmanıza yarıyor sanırım, öldürmenin yanında…

Uyduklarınızla, duyduklarınız birbirleriyle örtüşmüyor maalesef. Uyuttuklarınızla idare edip siz uyumaya korkuyorsunuz acaba ölür müyüm düşüncesiyle… Konuştuklarınızın altını çiziyorsunuz fakat hatırlatanlarında anasını da alıp gitmesini istiyorsunuz…

Ne gibisiniz, nasıl birisiniz, neden böylesiniz. Sunuşlar çerçevesinde sunulanın yalanındasınız. Susuyorum söz büyüğümün diyorum. Susuyorum su küçüğün diyorum. Ah şu literatürünüz bile bukalemun özelliğine sahip. Biliyorum ama bilmezlikten gelmek istiyorum, daha işin başındayız diyorsunuz, zaman geçiyor bu kez bir film şeridi gibi aynı şeyleri çocuklarımız yaşıyor. Nerden nereye demek de deyimleşiyor…

Can Dündar bir yazısında “Keşke"nin ilacı iyi kidir diye vurguluyor”  Merak etmiyor musunuz hiç geri kalan yaşamınızı. Hayatta geriye kalan günlerinizin kaçı yağmurlu kaçı karlı ve ya dolu yağışlı, geriye kalan günlerinizin kaçında gökkuşağının renklerini ayırt edebileceksiniz. Kaçında kaçını yaşayabileceksiniz tadında…

Sabiteleşen bir hayatınız da paragraf başını oluştururken iyikilerle başlamanız renkli bir başlangıç olur. Siyah bir kalemle beyaz sayfayı yargılamakta pek doğru olmaz sanırım.

Ve ben de aslındalıkla diyorum ki;

İyi ki düşünüyoruz, kötü ki var olamıyoruz. İyi ki soruyoruz, kötü ki cevap alamıyoruz.İyi ki duyuyoruz, kötü ki konuşamıyoruz. İyi ki algılıyoruz, kötü ki anlayamıyoruz.İyi ki sesimiz çıkıyor, kötü ki şarkı söyleyemiyoruz. İyi ki okuyabiliyoruz, kötü ki üretemiyoruz. İyi ki sağız, kötü ki sağlayamıyoruz. Hep iyi kilerle kötü kiler karşı karşıya iyi ki ayırt edebiliyoruz…

Bu yazıyı yazarken ülkemin durumunu değil, durumsuzluğunu düşünüyorum. Suçsuzluk suç işlemeyenindir, pişman olanın değil. Hatasız kul olmaz deyimini senelerce bize söyletip hata yaptıran ve yaptırtan sözlerle yaşadığım bir ülkeyi görerekten ve bilerekten basıyorum klavyemin tuşlarına. Sertlik derecesi harfin zıtlığından değil bizim zıtlığımızdan kaynaklanıyor.

Ve güneşin doğduğu bir sabaha umutlarla bakmak.  Gününü gününde yaşamak ve sanırım en iyisi ve en doğrusu bugün.

Siyabend Fırat Çetin

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.