• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C
  • Hakkari 5 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Van 7 °C
  • Şırnak 9 °C
  • Mardin 11 °C
  • Batman 17 °C
  • Iğdır 6 °C
  • Muş 5 °C

Fethullah Gülen: Devletin adım atması lazım

Fethullah Gülen: Devletin adım atması lazım
Fethullah Gülen, Zaman'daki röportajın bugünkü bölümünde yurtdışındaki Türk okulları, çözüm süreci ve Gezi olaylarına ilişkin açıklamalar yaptı.

Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı'ya konuşan Fethullah Gülen, röportajın dördüncü bölümünde yurtdışındaki Türk okullarından çözüm sürecine ve Gezi olaylarına kadar açıklamalar yaptı.

''Türk okullarını yabancılara gammazlama gayretlerini duydukça iki büklüm oluyorum'' diyen Gülen, Gezi olayları hakkında da “Demokratik talepler, çevre duyarlığıyla masumane bir şekilde başlayan eylemler oldu. Hoşgörüyle yaklaşılabilirdi. Gidilip nabızları tutulup dertleri dinlenebilirdi. Tam tersine şiddetle bastırıldı. Oraya yapılacak bir AVM, bir damla kan eder miydi?” ifadelerini kullandı. 

Gülen'in açıklamalarından satırbaşları şöyle: 

'GAMMAZLAMA GAYRETLERİ' 

(Ankara’da Büyükelçiler Konferansı’nda “Bu örgütü muhataplarınıza iyi anlatın” denildiği sorusuna) Dünyanın dört bir bucağından gelen gammazlama gayretlerini duydukça iki büklüm oluyor, Cenab-ı Hakk’a sığınıyorum. Maalesef tahribat arzusu insaf sınırlarını zorluyor. Bu müesseseler Anadolu insanının büyük fedakârlıklarıyla kuruldu. Türkiye ’den hemen herkes o okulları gördü. Sağcısı, solcusu, ulusalcısı, dindarı, ateisti… AK Partilisi, CHP ’lisi, MHP ’lisi, BBP’lisi, Saadet Partilisi, BDP ’lisi… Bir kişi duymadım ki çıksın ‘bu okullar zararlıdır’ desin, kapatalım desin. 

Dünyanın dört bir yanına kültürümüzü, dilimizi taşıyan bu insanların faaliyetlerini görmezlikten gelmek bir nankörlüktür. Güneş balçıkla sıvanmaz. Ne yaparlarsa yapsınlar, bu basiretli toplum her şeyi görüyor ve biliyor. Dolayısıyla olup biten bu şeylere engel olamama, ışığını söndürememe, onları hezeyana sevk ediyor olabilir. 

'BİR AVM İÇİN...' 

('Kitleleri sıkboğaz ederseniz içtimai fay hatlarını kırarsınız ve bu da hiçbir siyasi getiri için göze alınacak bir bedel değildir' dedikten sonra) Gezi sürecinde maalesef bu oldu. Demokratik talepler oldu, çevre duyarlığıyla masumane bir şekilde başlayan, yeni tabirle, eylemler oldu. Hoşgörüyle yaklaşılabilirdi. Gidilip nabızları tutulup dertleri dinlenebilirdi. Tam tersine şiddetle bastırıldı. Oraya yapılacak bir AVM bir damla kan eder miydi? Bir can eder miydi? Tabîî bu baskı şiddet doğurdu, mahalli bir mesele devlet güvenliği haline geldi. Sahneye kargaşa için firsat bekleyen şekavet şebekeleri de girince o günlerde çok endişe ettik. Dünyanın her yanında arkadaşlarımız duaya durdular. Hacet namazları kıldılar. Gel gör ki bu hadiselerin arkasında bile cemaat parmağı var denildi. Allah, insaf ve izan versin. 

'SÜRECİ BOZMAMAK LAZIM' 

Orada teraküm etmiş, birikmiş problemler var. Bunlar her defasında silahla çözülmeye kalkıldı. Böyle olunca da katlanarak büyüdü. Şimdi bir sulh ve sükûn süreci var. Bozmamak lazım. Bu, her iki taraf için de düşmanlıkları unutma ve hataları gözden geçirme için iyi bir fırsat. 

Çözüm süreci daha başlamadan, fakir, anadilde eğitim hakkında kanaatimi ifade etmiştim. Bir türlü adım atılmadı. Hâlâ sürüncemede. Bir an evvel Kürtçe eğitim verebilecek kabiliyette öğretmenler yetiştirilmeli. Devletin adım atması lazım. Bu adımları atarken de söz, tavır ve davranışlarımızda lütfedici imajı uyarmaktan uzak durmalı. 

Üç temel problemimiz var: Bunları Hz. Bediüzzaman, yaklaşık bir asır önce cehalet, fakirlik ve tefrika olarak ifade ediyor. Bunların hasıl ettiği ümitsizlik; hile, aldatma, karşılıklı güvensizlik gibi meseleler ortada. 

Bir uzlaşma olacaksa o bölgenin bütününü, farklı düşünen bütün insanını içine alan bir uzlaşma olur. Kimseyi dışlamamak lazım. Orada yaşayan insanların problemlerini kendilerinin çözmesine imkan tanımak lazım. Bu hususlarda yavaş kalınırsa çözüm süreci sekteye uğrar diye korkuyorum. 

'HER GÜN YENİ BİR YALAN'

Karalama o kadar haddi aşacak noktaya geldi ki, her gün yeni bir yalana hatta iftiraya rastlıyoruz. Kur’an, katı kalpli olmamayı, yumuşak bir kalp taşımayı, ince ruhlu olmayı tavsiye ediyor. Kalp kasveti ruhları esir alınca, insan dünyalık bir hedefe ulaşmak için meşru, gayri meşru farkı gözetmeksizin her yola başvurur. Maalesef hicran dolu bugünlerin bir sebebi de kasvet-i kalbiyedir. 

İlle de bu Hizmet için bir “üst akıl” arıyorlarsa söyleyeyim o, Cenab-ı Hakk’ın istişare ve uhuvvete lütfettiği inayet ve sıyanettir. Fani hiçbir güce dayanmayan bu Hizmet, O’nun inayetiyle mesafe aldı ve O himaye ettiği müddetçe kimse ona zarar veremeyecektir.Mümin, temkin insanıdır. Yalan yanlış bilgiler doğrultusunda kardeşleri hakkında gıybet etmez, suizanda bulunmaz, iftirayı etrafına taşımaz 

'KONUŞMASI GEREKENLER SUSUYOR'

Akaide dair çok yanlış ve sahibini zor durumda bırakacak sözler dile getirildi. Medya bu sözlere geniş bir şekilde yer verdi. Bunlar, dine diyanete ters; ama konuşması gerekenler bile maalesef susuyor. Elbette bir gün bu bulanık sular durulur. Bu ülkenin insanları yine birbirinin yüzüne bakacaktır. Aynı kıbleye müteveccihen namaza duran insanların her ne sebepten olursa olsun, ileride mahcup olacağı sözleri sarf etmemesi gerekir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.