• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Hakkari 29 °C
  • Van 26 °C
  • Şırnak 35 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Batman 35 °C
  • Iğdır 30 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Mardin 35 °C
  • Ankara 29 °C
  • Muş 23 °C

GEZİNİN BİLANÇOSU...

Siyabend Fırat Çetin

Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine yaşamak isteyenler oldu. İzin vermediler, ezdiler.

Tekçi zihniyetin ötesinde mücadele eden halk tek iktidara yaramadı.

Dünyanın gözü Türkiye üzerindeyken, Türkiyenin gözleri yaşardı...

Kırmızılı kadın çıktı sahneye ama kırmızısı büyüledi tüm Dünyayı. Ahmet Altan’ın “Kırmızı Esvaplı Hainler” yazısı geldi aklıma…

Ama bu kez kırmızılar hainler değil hainlere karşı giyildi. İspanya boğa arenasındaki boğalar gibi saldırdılar kırmızılara…

Eski bir asker ve eski bir aristokrat acılara kayıtsız kalmak ve sabırla katlanmak gerektiğini söyleyen felsefenin savunucuları ve o ünlü şairin anlattığı ve aklımızdan çıkmayan o ünlü sözler…

Eskiden aristokratlar savaşa giderken, dostları kahramanlıklarını daha iyi görsün ve düşmaları kendilerine daha iyi nişan alsın diye kırmızı giyerlermiş.

Gri elbiseli bürokratların, lacivert elbiseli politikacıların, yeşil elbiseli askerlerin, siyah elbiseli bankacıların dünyasında gözlerimiz hep kırmızı elbiselileri arıyor. Dostları, kahramanlıklarını daha iyi görsün diye ve düşmanları onları daha iyi fark edip nişan alsın diye hep kırmızı aradı bütün gözler…

Gözler ararken birden sisler bürüdü etrafı. Yaşaran gözler pek de yabancı değil dünyaya ve bu sahnelere. İyisi mi bunu anlamak yerine yaşayanlar birer birer resmetti hayata…

Sonra müthiş bir barış sahnesi ve ırklar, dinler, ideolojiler rengarenk bürüdü yeşili… Her dilden sloganlar hep aynı şeyi söylüyordu.

Farklı diller ve aynı istekler…

 Ve bir koşturmaca; gaz sonrası küçük bir müzik molası… Ve o harika Yann Tiersen - Mother's Journey o müthiş şahaser… Onlar direndikçe piyanonun tuşuna bastılar o müzik eşliğinde direnenler kazandı… Şimdi size tüm bunları yazarken piyanonun tuşlarına yukarda on altı oktav basıyorum…

Siyasetçiler, bürokratlar bakın sizin birleştiremediğiniz bir halk kendi gelecekleri için birleştiler ve siz şunu anlamalısınız ki onların size ihtiyacı yok… Sizin onlara ihtiyacınız var; yatlarınız, katlarınız, ihaleleriniz, silahlarınız, savaşlarınız için kullanıyorsunuz. Fakat şunu anlamalısınız ki çok gürültü yaptınız ve halkı uyandırdınız…

Yeşil bütün büyünüzü bozdu…

Bir rengin çok çelişkili bir mücadelesi bu;  “12 Eylül cuntasında yeşil üniformalı askerler devrimle ayaklanıp halkı yok saydı. Fakat şimdi doğa ve yeşil halkı birleştiriyor buna ne yeşil üniformalı askerleriniz ne lacivert elbiseli politikacılarınız ne siyah elbiseli faiz lobili bankacılarınız engel olabilir…

Gel gelelim bilançoya…

Türklerin gezi olayları sırasında farkettiği şey şuydu; ''Şimdi Kürtleri daha iyi anlıyoruz'' Bunca sene yalan medyadan izlediklerini yaşadılar...

Sanırım Doğuyla Batı arasında artık ortak bir özellik var. Her iki tarafda tomaların tazikli sularından nasibini aldı. Her iki taraf da biber gazını soludu. Bir nevi ''Gaz kardeşliği'' yaşandı.

Tüm yaşananların ardından gezi parkında bir ağacın gölgesine oturuyoruz. Kürtlerle, Türklerin türküler söylediğine tanık oluyoruz. 

Kırmızılı kadını gördüğüm an aklıma şu geldi;

Kürtlerin bir sözü vardır ''Kırmızı olsun üç kuruşu fazla olsun''

Başbakan'ın destan yazdığı insanlar kendi ülkesinde onun yüzde ellilerinin arasında olmayanlar ve sanki düşmanlarıymış gibi destanlarıyla övünüyor.

Türk, Kürd'e;

''Roboskide bombalar patladığında bizim yeniyılı karşılayan havai fişekler ve medya görmemize ve duymamıza izin vermedi.                                                                                                                                    

Uğur'u, Ceylan'ı, Enes'i tanıyamadık.

Van depreminde medyada ki sunucullardan farkettik uyutulduğumuzu  ve buna inat soyunduk, Van'a yardım için yola koyulduk.

Sizin sokaklarınızda, caddelerinizde  akşam seyyar satıcı gibi gezen Tomalarla biz yeni tanıştık ve suyun gücünü tazikli bir halde bizi devirdiğinde anladık.                                                                                                                                                Ve Anladık ki Ülkeyi bölenler değil, birleştirenlermiş ''Terörist'' diye adlandırılanlar. Kürtleri yıllarca Kart kurt diye adlandıranlar şimdide bize ''Çapulcu'' diyor.

Anladık ki medya bir sanatçının ölümünü gösterecek kadar önemli ve bir Kürt'ün ölümünü gösterecek kadar önemsiz buluyormuş haberleri...                                                                                                               Öğrendik ki asıl provakatör ''Yüzde elliyi evde zor tutuyorum, bırakırsak onları olaylar daha da büyür.'' diyen Başbakanmış.

Bir Türk dünyaya bedel sözcüğü bize şimdi daha ırkçı geliyor. Ve anladık ki bizim birleşmemizi bu yüzden istemiyorlarmış çünkü birleşince böyle karşı koyabiliyormuşuz onlara...

Geç ve güç oldu ama her gün bugündür, tanıştığımıza memnun olduk Kürt kardeş...''

Gezi de büyükçe bir gezi bilançosu yaşandı. Onlarca, ırk, dil, din, renk birlikte mücadele etti. Farklı takımlar birlik içinde renkleriyle birleşti.

Ve anladık ki savaşlar barışı getiriyormuş. Savaştıkça, barışı sağlıyormuşuz. İki savaş arasındaki mesafeymiş barış...

Doğuda milyonlarca ağaç katledildi ormanlar yakıldı, köyler boşaltıldı. Fakat batının izlediği medyadan bunlar yansımıyordu. Şimdi gezinin olaylarını yansıtmayan medyayı anladılar.

Kısacası bir Türk bir Kürt'e ''Tanışdığımıza memnun oldum. Keşke daha önce sizi tanıyabilseydim.''

Bizde memnun olduk sevgili Türkiye...  Memnun olduk Başbakan...

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.