• BIST 90.263
  • Altın 228,744
  • Dolar 5,9638
  • Euro 6,7561
  • Hakkari 24 °C
  • Van 22 °C
  • Şırnak 29 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Batman 33 °C
  • Iğdır 25 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Mardin 28 °C
  • Ankara 28 °C
  • Muş 22 °C

İki sevgili

Sabri Bozkurt

 

Yorgun adam Anahtarını güçlükle sol arka cebinden çıkardı,  kapı deliğinde iki döndürüşte açtı, içeri girdi. Uzun koridorda yavaş adımlarla küçük çalışma odasına doğru yürüdü. Geldi ve sandalyesine bitkin bir şekilde çöktü. Sandalyenin arkalığına yaslandı, gerildi, gözleri kapalı yüzü bir süre tavana bakar durdu. Sonra yavaşça gözlerini açtı, kendini düzelti ve başı inerken gözleri duvardaki saate ilişti: saat: 00.17 gösteriyordu.  Ama yine hareketlerinde bir değişiklik olmadı, aynı yavaş hareketlerle bir defterin arasından iki yaprak kopardı ve kalemi de alarak yazmaya Başladı:

Sevgili…

Başıma gelen bunca şeyin arasında yine sen bir kutup yıldızı gibi parlıyorsun… Düşüncen, özlemin her şeyin üstünde yine… Öyle olmasa bunca şeyin arasında sana yazar mıydım şimdi? Biraz önce annemi bir hastane odasında babamın refakatine bırakıp geldim. Kendine bile hayrı olmayan, (artık) dokunmayacak babamın, annem için ne yapabileceğini hiç düşünmedim bile…

Herkes, (aile) kız kardeşimin bilinmez bicimde ortadan kayıp olmasından sonra, kendi gerçeklerini, sağlığını, ilişkilerini unuttu… Belki Ölümü, bir mezarının olması bu kadar acı gelmezdi bize… Ama bir mezarı bile yok… Ne olduğunu kimse bilmiyor, beklenti ve merak, düşünmek, sürekli düşünmek… Kaybetmenin ortasında olmak… Bu hepsinden, her şeyden daha acı Geliyor... Kaybetmenin ortasında olmak, her yönden düşüncelerin hücum etmesi ve o düşüncelerin altında kalmak… Aklını kaybettiriyor insana… Nitekim Annem de kaybetti kendini, delirdi, Sürekli hayaller görüyor, bağırıyor, kızım diye inliyor uykularında. Kollarını açıp görünmez bir evladı kucaklar gibi kucaklıyor hayali kızını… Yüreği en çok yanan o. onu izlerken içimiz parçalanıyor bizim. Hele babam! Sessizce izliyor, teselliye, engellemeye kalkmıyor hiç. “anlıyorum,” diyor yalnızca, “seni anlıyorum…” “Sizi anlıyorum…”  Böyle fısıldadığını duydum kaç kez. Bu coğrafya da sayıları binleri bulan kayıp ailelerine seslendiğini biliyorum böyle…

Ama niye anlatıyorum şimdi bütün bunları sana ben? Seni, en fazla seni düşündüğümü inandırmaya mı çalışıyorum?  Böyle dolanmadan söylersem inanmaz mısın sanki? Hayır,  Seni her şeyin üstünde tuttuğumu görüyor, biliyorsun, eminim. Nasıl özlediğimi de biliyorsun… En kısa zamanda geleceğim… Durumumu birazcık bilmeni istedim sadece…

Şimdilik hoşça kal…

Hiç duraksamadan Bitirdiği bu mektubu alta alıp, diğer boş yaprakla değiştirdi ve yine yazmaya koyuldu. Farkında olmadan birkaç eş anlamlı sözcüğün yer değişmesi ve sonda ki verdiği söz dışında, (gidip görme sözü) hemen, hemen aynı şeyleri anlattı, yazdı. Bunu da bitirdikten sonra katladı, ayrı, ayrı zarflara koydu, kapattı. Üzerlerine adresleri (farklı adresler) yazdı ve önemli-yorucu bir işi başarıp, bitirmiş gibi derin bir nefes aldı, rahatladı.

Biraz sonra, bu defa zamanın gerçekten ne olduğunu merak edip kolundaki saate baktı:  00.27 gösteriyordu şimdi.  Böyle kısa sürede iki mektubu bitirdiğine hayret etti. Düşüncelerini nasıl yazdığını merek edip bakmak istedi. (yazdıktan sonra okumadığını hatırladı) şimdiye kadarki yavaşlığının aksine, hızlı biçimde mektupları alıp açtı, okudu…

Okuduğu ilk mektubu (yazdığı ilk mektup) beğendi. Ancak ikinciyi okuyunca, içini gürül, gürül yakan bir azap duydu… Kendini küçülmüş hissetti. Erdeme dair konuştuğu bütün konuşmalar adına şimdi utanıyordu kendinden. Geçmişte yaptığı, övündüğü, şimdi onların gururu ile ayakta durduğu şeyler silinip gitmişti ve kendini bütün dünya karşısında çıplak gibi hissediyordu... İkiyüzlü olduğunu sanki herkes biliyordu, ama o yeni örenmişti.  Değer verdiği bütün insanların geçmişteki ona karşı konuşmalarını, tavırlarını, kuşku, şüphe ile inceliyor, böyle bir iz, bir ima arıyordu içinde. Ancak onu daha da sarsacak şeyi değil, tamamen rahatlatacak “yasa”yı (ona göre) buldu.  Buraya nasıl geldi, (hangi düşünceleri takip ederek) bilmiyoruz. Ama Bu duyguların da (ikisine karşı) içten olduğunu, söyledikleri, yaptıkların da yapmacık bir şey olmadığını, gerçekten ikisini de özlüyor, seviyor olduğunu görünce tamamen rahatladı.  Dünyada bir kadının birden fazla erkeği, bir erkeğin birden fazla kadını sevebileceğini, buna engel olunamayacağını, isteme dayalı bir şey olmadığına karar verdi, anladı. Ve Bu “buluş”tan sonra kaybettiği bütün şeyler (sanki) geri geldi, eskisinden de daha iyi ve yücelmiş hissetti kendini.  

Her iki mektubu da bu rahatlıkla yarın adreslerine göndermek üzere katladı, zarflarına geri koydu, yatağına yatıp derin bir uyku çekti…  

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.