• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Hakkari 29 °C
  • Van 26 °C
  • Şırnak 35 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Batman 35 °C
  • Iğdır 30 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Mardin 35 °C
  • Ankara 29 °C
  • Muş 23 °C

Kırmızı başlıklı bir yazı…

Siyabend Fırat Çetin

Bu yazının başlığı yok, bu soğukta başlıksız ve üşüyen bir yazı bu ; hayata esinlenerek yazıyorum bu yazıyı,  yazarken penceremi açıyorum o esintiyi hissediyorum. Biri bağırırken acıdan biri de zafer bizim diyor ve anlıyorum ki bir gruplaşma var dünya da bu daha sadece başlangıç ve devam ediyor uğultu. İnsanlar çığlık çığlığa…

Kimse duymuyor mu bunları diyorum? "" Meğerse basın onları bağrına, yayınlarsa kendine bağlamış"" Ne zamandandır da böyleymiş. Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde ve üç nokta…

Ve insanlar… Evet bu dünyanın üzerinde yerçekimine karşın değil menfaat uğruna, cehalet uğruna, silah uğruna ve liderlik uğruna ayakta durabilen insanlar onlar… Başımı tam pencereden içeri çekerken bir alt yazı ve bir ölüm daha, insanların ölümlerini altyazıda okuyorum ve buna basın deniyor. Basın ve Özgürlük. İnsanlar ölünce altyazıda geçiyor ama ölmemek uğruna yaptıkları çağrılar yasaklanıyor. Ölüm altyazıda geçecek kadar alçaldı mı? Bu kadar kolay mı canları altyazılara sığdırmak…

 Türkiye"nin ta doğusunda olsa bile söylenirken "" orda bir köy var uzakta gitsek de gitmesek de o köy bizim köyümüzdür"" gibi dinleniliyor ve Türkiye"den, o çok mükemmel insanlardan soyutlanılıyor ve işte buna da ""basın"" deniyor. 

Çok acınası bir disiplinsizlik ve denetimsizliği yaşıyoruz. Ve sesler daha da yükseliyor.  Sancılar, kıvranışlar ve haykırışlar derken bir ses geliyor kulağıma ""Rodrigo"nun gitar konçertosu"" bana hatırlattığı tek şey Deniz ve özgürlük, halkların kardeşliği…  Bu ülkenin barışı kardeşliği uğruna ipi bile geren o üçlü… Pencereden onlarında sesi geliyor gibi… Uçuşan jetler bu ahengi bozuyor… Ve yine bir alt yazı "" Kış bitene kadar idare etsinler"" ve altyazılara, üst görüntüler cevap oluyor; "" Bomba ve jet alırken bunları neden düşünmüyorsun? Kıştır idare etmiyorsun…"" ve anlaşılan alt üst olacak gibi bu gidişat…

Tepkiler sonuçları doğurur derler ya bu sonuçlar tepkiye gebe durumda…  Ne duran var ne de durduran. Ağzı olan konuşuyor, tepkisi olan susturuluyor.

İnsanlar tepkili durumda; Aydın kesimler bunları filmleştiriyor ve gözyaşlarımızı o filmlerde yaşıyoruz. Ve ödüller yasaklanıyor ve daha da sonra o ödülleri almak için gelmesi gerekenler rahmetle anılıyor  ve böylesi bir ülke zaferleri ölümlerle kutluyor. Islıklar, şarkılar ve Ahmet"ler dinleniyor ve ""Gururla Bakıyorum Dünyaya"" diye haykırışlar yükseliyor umutla ve ""Bir gün mutlaka!""…

Öğrenciler okullarda tekrar tek dize sıra olmak için ellerini bir önündekinin sağ omzuna bırakıyor ve o uğultu bir yeminle kesiliyor ve and içiliyor sabahın erken saatlerinde ve o minikler koca yüreklerini yani varlıklarını, Türk varlığına armağan etmek zorunda bırakılıyor.… Yalan olan bir şeye yemin edilir sanıyorum ve demem o ki hep yeminlerle, yalanlar kapanıyor.

Tüm bunları anlatmak, yazmak ardından büyük bir yaşamı getiriyor. İnsanoğlunun yaptığı bir bomba bütün insanlığı yok edebiliyor bu dünyada. Size güzel şeylerden bahsetmeyi çok isterdim, bir aşk hikayesinden, hak ararken haksızlık yapılmadığı bir dünyadan ve hatta bir çocuğun uçurtmasından, fakat ne bir aşk yaşanıyor artık dünyada, ne haklı yere kazanılan bir mücadele var ne de çocuğun uçurtmasını yapabileceği bir ip var hepsinde ağabeyleri asıldı ve ne de masmavi bir gökyüzü… Hak aramak için haksızlık mı yapılır? Kazanılan bu zafer öldürerek mi kutlanır? Fakat birilerinin yerine hep birileri öldürülüyor hala, hala insanlar bir ölüme seviniyor, bir ölüm bin kahkaha ve ardında acınılası bir toplum ve genele de inildikçe sonu olmayan bir kaos. Başka bir şey yazarsam size medyanın anlattıklarından bahsetmiş olur ve sizi de yazımdan tamamen uzaklaştırmış olurum ama görülen o ki kumandalar bizi yönetmeye devam ediyor.

Gün batmak üzere ve dışarısı da epey soğudu çay içmiyorum ama kahvemin telvesi de yok gibi. Gün bitiyor ve yarını bekliyoruz tekrar, sınırlamalarla, soyutlamalarla, haykırışlarla bekleyeceğimiz o günler Bir Gün Mutlaka güzel günler olacaktır. Duyduklarım ve anlatacaklarım bu kadar değil fakat sansürlü bir dünya da yazabileceklerim bunlar, Galilie; ""Dünya yuvarlaktır, siz beni assanız da kesseniz de yuvarlaktır bu Dünya"" dediyse ve yine de asıldıysa benimki de böyle işte. Yazsam da yazmasam da bu böyle…

Neyse hava soğuk sobanın başında Mem û Zîn dinlemek ve Apê Musa"ya kulak vermek gerek, demli bir kaçak çay iyi gelir Apê Musa"nın da dediği gibi "" Zulüm kader degildir"" diyor çayımı yudumluyorum.

Size daha güzel alımlı bir Kırmızı başlıklı yazı yazabilirdim, fakat renkler de hayattan soyutlanmış durumda nereye baksam Siyah Beyaz bir film gibi acı bir yaşam. Bunu duyanlar pencerelerden duyuyorlar, dışarıya soğuktan değil acıdan çıkamıyorlar. Penceremi kapatıyorum ve bir günü geride bırakıyorum, günün geride bıraktığı bin bir acı gibi…

Siyabend Fırat Çetin…

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.