• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 15 °C
  • Hakkari 9 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Van 6 °C
  • Şırnak 11 °C
  • Mardin 15 °C
  • Batman 13 °C
  • Iğdır 9 °C
  • Muş 9 °C

Obezite Gebelik Kayıplarını Arttırıyor

Obezite Gebelik Kayıplarını Arttırıyor
Memorial Diyarbakır Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aydın Ilgın, çağın hastalığı şişmanlık olarak bilinen obezite oranındaki artışla birlikte artan çevresel etkenlerin muhtemel etkileri olan sigara, ilaç, kimyasal maddeler, radyasyonl

- Memorial Diyarbakır Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aydın Ilgın, çağın hastalığı şişmanlık olarak bilinen obezite oranındaki artışla birlikte artan çevresel etkenlerin muhtemel etkileri olan sigara, ilaç, kimyasal maddeler, radyasyonların son yıllarda gebeliği kayıplarla sonuçlanan kadın sayısının artmasına neden olduğunu söyledi.

Tekrarlayan gebelik kayıpları ile ilgili bilgi veren Memorial Diyarbakır Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aydın Ilgın, üç veya daha fazla sayıda gebeliğin ardışık olarak 20 hafta öncesi erken dönem olarak adlandırılan dönemlerde kaybedilmesinin ‘tekrarlayan gebelik kayıpları’ olarak nitelendirildiğini belirtti. Üreme çağındaki kadınlarda tekrarlayan düşük sıklığının yüzde 1 oranında olduğunu ifade eden Ilgın, gebelik kayıplarının her yıl artış gösterdiğini kaydetti. Klinik olarak tanısı konmuş gebeliklerin yaklaşık yüzde 20'sinin kendiliğinden düşükle sonuçlanmakta olduğunu belirten Ilgın, bu düşüklerin yüzde 60-80’i gebeliğin ilk 12 haftasında gerçekleştiğini söyledi. Ilgın, “Gebeliğin çeşitli nedenlerle ileri yaşa ertelenmesi çağın hastalığı obezite oranındaki artış, artan çevresel etkenlerin muhtemel etkileri olan sigara, ilaç, kimyasal maddeler, radyasyon gibi nedenlerle son yıllarda gebeliği kayıpla sonuçlanan kadın sayısını artırmaktadır” diye konuştu.

“TEKRARLAYAN GEBELİK KAYIPLARININ PEK ÇOK FARKLI NEDENİ VAR”

Tekrarlayan gebelik kayıplarının birçok disiplinin birlikte çalışmasını gerektiren kompleks bir sorun olduğunu belirten Op. Dr. Ilgın, jinekoloji, genetik, epidemiyoloji, immünoloji, hematoloji ve endokrinoloji gibi branşların bir arada çalışarak sorunu tespit etmesi gerektiğini söyledi. Bazı tekrarlayan düşük olgularında kadın ve erkekte genetik bir sorun olmamasına rağmen embriyolarda kromozomal anomali sıklığında artış olabildiğini ifade eden Ilgın, PGT yönteminin böyle durumlardaki düşüklerde embriyoların etkisini belirlemede önemli bir ‘tanı ve tedavi yöntemi’ olarak kullanıldığını açıkladı. Ilgın, “Rahim içini daraltan septum ve diğer doğumsal şekil bozuklukları, myomlar, kürtaj sonrası gelişebilen rahim içi yapışıklıklar bu nedenler arasında sayılabilir. Böyle durumlarda yeni bir gebelik öncesi yapılacak histeroskopi ve laparoskopi gibi endoskopik yöntemlerle sorun giderilmelidir. Tiroid hastalıkları, iyi kontrol edilmemiş diabet ve prolaktin yüksekliğinin, uygulanacak laboratuvar tetkikleri ile saptanarak tedavi edilmesi başarı şansını arttırmaktadır. Ayrıca tekrarlayan düşüklerde yüksek androjen düzeyleri ile seyreden polikistik yumurtalık sendromu sıklığında artış da bildirilmekte; metformin tedavisinin ise PCOS olan kadınlarda insülin direncini azaltarak tedaviyi olumlu etkilediği gözlenmektedir. Trombofili yani pıhtılaşma eğiliminin artması da tekrarlayan düşüklerde önem taşımaktadır. Pıhtılaşma defekti saptanan kadınlara düşük doz aspirin ve heparin gibi kan sulandıran ilaçlar doktor kontrolünde verilmektedir. Gebelikte annenin bağışıklık sisteminde bazı değişiklikler oluşmakta, gelişen fetusdaki babaya ait antijenler tanınarak fetusun yabancı bir madde gibi görülmesi ve reddedilmesi önlenmektedir. Ancak bazı durumlarda bu koruyucu mekanizmada oluşan defektler tekrarlayan düşüklere neden olabilmektedir. Tekrarlayan düşüklerde eşler arasındaki HLA doku grubu benzerlik veya farklılıklarının da rol oynayabileceği düşünülmektedir. İleri araştırmalar yapılarak seçilen belirli bir hasta grubunda bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek ve embriyonun yabancı bir madde olarak algılanmasını ve reddedilmesini önlemek için bazı tedaviler uygulanabilmektedir” şeklinde konuştu.

“GEBELİK ÖNCESİ YAŞAM KOŞULLARI DÜZENLENMELİ”

Gebelik öncesinde yaşam koşullarının düzenlenmesinin önem taşıdığını belirten Op. Dr. Ilgın, mümkün olduğunca stresten uzak bir yaşam, sağlıklı beslenme, yüksek kafein ve sigara tüketiminden kaçınılmasının tavsiye edildiğini kaydetti. Ilgın, obezite mevcutsa diyet önerilerek boy kilo indeksinin uygun düzeye gelmesinin sağlanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.