• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 5 °C
  • Hakkari 1 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Van 4 °C
  • Şırnak 8 °C
  • Mardin 10 °C
  • Batman 7 °C
  • Iğdır 7 °C
  • Muş 4 °C

Panik Bozukluğu Kadınlarda Daha Fazla Görülüyor

Panik Bozukluğu Kadınlarda Daha Fazla Görülüyor
Özel Yıldızlıgüven Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Gökhan Kandemir, panik bozukluğunun kadınlarda erkeklerden daha fazla görüldüğünü belirterek, erken yaşta görülen panik ataklarda esrar kullanımının sorgulanması gerektiğini söyledi.

- Özel Yıldızlıgüven Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Gökhan Kandemir, panik bozukluğunun kadınlarda erkeklerden daha fazla görüldüğünü belirterek, erken yaşta görülen panik ataklarda esrar kullanımının sorgulanması gerektiğini söyledi.

Kandemir, panik bozukluğunun yaşam boyu yaygınlığı yüzde 2-5 oranında görülen bir anksiyete bozukluk olduğunu belirterek, “Fiziksel hastalıklarla ve diğer psikiyatrik bozukluklar ile sık görülen birlikteliği, kronikleşmeye meyilli olması ayrıca yol açtığı günlük işlevlerde ve yaşam kalitesinin bozulmasına sebep olmasından ötürü birinci basamak ve ikinci-üçüncü basamak sağlık hizmetlerinde göz önünde bulundurularak tedavisinin sağlanması gereken psikiyatrik bir bozukluktur” dedi.

Panik bozukluğunun kadınlarda erkeklerden daha fazla görüldüğünü ifade eden Kandemir, “Yaş ilerledikçe yaygınlığı azalmaktadır. Düşük eğitim düzeyindekilerde daha fazla görülür. Erken yaşta görülen panik ataklarda esrar kullanımı sorgulanmalıdır. Stresli yaşam olayları risk etmenidir ve genetik (irsi) geçtiği düşünülmektedir. Panik bozukluk(PB), önceden kestirilemeyen, beklenmedik olarak meydana gelen ve yineleyen özelliğe sahip panik atakların ortaya çıkması başka atakların olacağına ve atağın oluşturacağı sonuçlarla(kalp krizi, ölüm korkusu, delirme, kontrolünü yitirme) ilgili olarak belirgin davranış değişikliklerinin birlikte olduğu bir klinik tablodur. Panik atak ise, aniden başlayan, 5-15 dakika içinde giderek şiddetlenen en yüksek düzeye ulaşan korku 30 dakika içinden kendiliğinden azalarak kaybolur” ifadelerini kullandı.

Panik bozukluğuna neden oluşunun izah edilebilen iki bilimsel açıklaması olduğunu kaydeden Kandemir, “Panik bozukluğu beyinde sinir hücrelerinden salgılanan heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının dengesizliği sonucu oluşmaktadır. Panik bozukluğu, günlük yaşantımızda yapılan bazı davranışlarımız sonucu oluşa ve tamamen doğal ve zararsız olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı, baş dönmesi gibi bedensel yakınmaların, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtisi olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda da kalp krizi geçiriyorum, öleceğim, beyin kanaması geçiriyorum, deliriyorum şeklinde yanlış yorumlanması ile oluşur. Hastalar korktukları durumlardan çok korkulan sonuçlardan kaçınırlar ve anksiyete-bunaltılarının azalmasından ziyade güvence arama peşindedirler. Uçakta kitap okur, baygınlık hissi gelince oturur, kalp krizi geçireceği korkusundan egzersiz yapmaz, refakatli seyahat eder, yanında su-ilaç taşır, arabada- sinemada çıkışa en yakın yerlerde otururlar, berberde işim acele çabuk halledin derler, Cuma namazlarında en arkada ya da dışarıda kılmayı tercih ederler” şeklinde konuştu.

“Panik bozukluğu hastalarında stres duyarlılığı stresli yaşam olaylarının sık görüldüğü düşünülmektedir” diyen Kandemir, “Panik belirtilerinin ortaya çıkmasından önce genellikle bir yakının ölümü, kötü bir hastalığa yakalanması, eşinden ayrılma, aşırı çalışma durumlar görülür. Depresyonda panik atakların görülebileceği, panik belirtilerin depresyon geliştirmesi için risk oluşturabileceği bilinmektedir. İlaç tedavisi, tedavide amaç, panik atakların ve beklenti anksiyetesinin beklentisi ortadan kaldırılması, agorafobinin düzelmesi ayrıca oluşan iş ve yaşam koşullarıyla ilgili işlev kaybının giderilmesidir. İlaçlar, beyin sinir hücrelerinde bozuk olan hormonal dengesizliği düzeltmeye çalışarak panik ataklarını önlerler. Halen ülkemizde bu hastalığa iyi gelen oldukça fazla sayıda ilaçlarımız mevcut olup, doktorunuz bu ilaçlardan birini seçerek ilaç dozunu size uygun şekilde artırarak etkin doz ve etkin sürede tedavinizi sürdürecektir. Unutmayın ilaç tedavisi en az bir yıl sürdürüldükten sonra yavaş yavaş azaltılarak kesilecektir” uyarısında bulundu.

Bilişsel davranışçı tedavi yönteminde iki hedef olduğunu söyleyen Kandemir, “Birincisi; zararsız olan panik atak belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inançlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtiler ile korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır. İkincisi; Panik atağı geleceğinden korktuğu için tek başına bulunmaktan kaçındığı yer ve durumlarla aşamalı bir şekilde tekrar tekrar karşılaştırılması, böylece korkularının üstüne gitmesi sağlanarak korkularını yenmesini amaçlanır” dedi.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.