• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Hakkari 29 °C
  • Van 26 °C
  • Şırnak 35 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Batman 35 °C
  • Iğdır 30 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Mardin 35 °C
  • Ankara 29 °C
  • Muş 23 °C

Sevgi ve Şiddet

Xwezager

Sevgisini bile şiddetle gösteren bir toplum, nefretini nasıl gösterir?

Finlandiya-Türkiye dostluk maçı, sevginin şiddetini gözlemleyebilmek için önemli bir fırsattı.

Kimsenin kafası patlatılmadı, kaşı yarılmadı ama…

Taraftarlar, gayet masumane (!) duygularla, sahaya girdiler ve futbolculara sarılıp sevgilerini gösterdiler; henüz maç bitmeden!

Taraftarlar sahayı terk etmek istemedi ve hakem maçı tatil etti. Sonuç: Taraftarlar, çok sevdikleri futbolcularla bol bol fotoğraf çektirip sevgi gösterilerinde bulundular! 

Burada asıl konu, futbol ya da taraftarlık değildir. Herhangi bir sosyal ilişkide, takınılacak tavrın, yapılacak hareketin neye-hangi ölçütlere göre belirleneceği konusudur. Türkiye’de bu bir konu değil, sorundur. Kanunların, kuralların, yönetmeliklerin, tüzüklerin nasıl algılandığı ile ilgili sorun...

Sorun, toplum hayatında düzeni/adaleti sağlamak için, o toplum tarafından seçilenlerin koyduğu kurallara ve uygulayıcılarına yaklaşım biçimidir. Hâkim de, hakem de bu kuralların birer uygulayıcısı; kuralların etli, kanlı, sesli biçimi ise...

Avrupa liglerinde hakem, hâkim güçtür. Yanlış dahi olsa, aldığı kararlara futbolcu da, teknik yönetim de, taraftar da (çoğunlukla) saygı duyar. Futbolcunun hakemle tartıştığı, ona bağırıp çağırdığı, çok nadir görülen bir şeydir. Sadece hakeme karşı değil, rakip futbolcuya karşı da aynı saygı gösterilir. Bu anlayış Avrupa’da açık olarak gözlemlenebilir ama Türkiye’de parçalı bulutludur.

Sezon boyunca uğruna milyarlarca dolar paraların harcandığı, çok büyük emeklerin sarf edildiği şampiyonluğun belirlendiği maçın sonunda bile, yenilen takımın ve taraftarları, yenen takımı ve taraftarlarını alkışlar. Türkiye’deki şampiyonluk finali maçında ya da herhangi bir iddiası olmayan bazı maçlarda bile şiddet had safhadadır. Bu şiddet eğilimi, ciddi bir güvenlik sorunudur aynı zamanda.

Türkiye’deki statlarda, seyirci ile saha arasına çekilmiş tel örgüler, dünyanın en barbar taraftarları olarak görülen İngiliz holiganların bile bulunduğu statlarda yoktur.

5 Nisan 2000’de, Kevin Spelight ve Christopher John Loftus adlarında Leeds United’lı iki (İngilizce “two” diye yazılır.) holiganın, bıçaklanarak öldürüldüğü olaylardan sonra gazeteler;

“Ağzını  burnunu kırdık, suratına tükürerek gönderiyoruz.”

“Holiganların sokakta da, sahada da ağzını burnunu kırdık... ”

“Biz Türkler, Avrupalı rakiplerimizi çiçeklerle karşılar, alkışlarla uğurlarız... Ama sizi suratınıza TÜKÜREREK gönderiyoruz! Two... Two... Two... İngiltere'ye kadar yolunuz var!”

“Leeds'li holiganlara Taksim'de kafasına vura vura vatan toprağını öptürdüler... ”

“Leeds'li futbolculara Ali Sami Yen'in çimlerinde cenaze namazı kıldırdılar. Hem de two rekat...”

Gönül verdikleri futbol takımının Türkiye’deki bir maçını izlemek üzere İstanbul’da bulunan ve hiçbir siyasi, politik, bölücü, terörist amaç taşımayan iki insanın, Taksim meydanında öldürülmesi cinayetlerinin, manşetlerle kutlanabildiği bir ülke Türkiye… Elbette bütün Türkiye o kutlamalara katılmadı ama “Haksızlık karşısında susmayan” tarafta çok az insan vardı! Sırf başka bir milletten olduklarından dolayı, öldürülmelerini meşru görmenin, hakemlikle, hâkimlikle ya da futbolla hiçbir ilişkisi olamazdı. Hangi takımı tuttukları da önemli değildi. Burada, Kendi milleti dışındaki/farklı bir millettin insanının, insan hakkının olup olmamasıydı. Bu olayda, Leeds United’lı olmak ile Türk, Kürt, Başörtülü, Ermeni ya da Alevi olmak aynı şeydi!

Avrupa’daki bir dostluk maçında bile sevgimizi şiddetle gösteriyorsak, ülkemizde misafir bulunan rakip takım taraftarlarının öldürülmelerini alkışlayanlara karşı sessiz kalıyorsak, Avrupalı, “Barbar” yakıştırmasına devam edecektir. Ve tüm bunları topladığında, “Sevgiyi barbarca gösteren millet, nefretini nasıl ifade eder?” diye sorar “düşünür insan”.

Türk’ün Türk’ten başka dostu, işte bu yüzden yoktur…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.