• BIST 90.263
  • Altın 228,744
  • Dolar 5,9638
  • Euro 6,7561
  • Hakkari 24 °C
  • Van 22 °C
  • Şırnak 29 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Batman 33 °C
  • Iğdır 25 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Mardin 28 °C
  • Ankara 28 °C
  • Muş 22 °C

‘Tozpembe’ Hastalığı / ‘Hasta’ ile ‘Karşı Hasta’

Xwezager

Aslında her şey gayet normal gibi görünür. Her şey, hiçbir şey olmamış gibidir. 

Herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerden bulaşır. Bu bulaşım için, duymak ya da görmek yeterlidir.

Bulaşmanın ilk etkisi, bir rahatlama halidir. Duyulan haz, şiddetli bir istek daha yaratır. 

Devamındaki günlerde, yüksek düzeyde adrenalin salgılatır ve müthiş bir haz sağlatır. Mutlulukla eş duyumlu, eş görünümlü bir iç ve dış yansıması vardır. 

Hasta, yaşadığı çevrede, mutlu bir hayatın resmini çizer. Hayattaki her şey normal gibi hissedilir. 

Hastalara göre, eşle sorunsuz, çocukla sorumlu, toplumla barışık, krediler kapatılmış, borçlar ödenmiş, trafik akıcı, acil yolları açık, alış çok, veriş az, eğitim ücretsiz, dağlar güvenli, siyaset ak, tarih paktır.

Hasta, etrafa sürekli gülücükler serpen halliyle büyük bir sempati duyurur yaşantısına. Herkes onun gibi olmak ister. Elde ettiği bu resimleri çizdiren sırrın peşine düşer ki aslında o bir sır değildir onun için. Hemen paylaşır. 

Hastalığın yaygın olduğu toplumların yaşadığı bölgeler haritada tozpembe renkle gösterilir. Ve dünya haritası üzerinde en çok Türkiye, Brezilya ve Arap Yarımadası bu renkle kaplıdır. Bu üç coğrafya içinde de en çok Türkiye ve onun içinde de en çok Doğu ve Güneydoğu tozpembedir. 

Bu bölgelerdeki mutluluk, diğer bölgelere göre daha belirgin hissedilir ve daha coşkulu yaşanır. Bölge hastaları, hastalığın ileriki safhalarında bu coşkuyu ana dillerinde de yaşayabilir ve tarihleriyle içselleştirebilirlerdir. 

Hasta, bir süre sonra, artık hasta olduğunu kabul eder ama çoğu iyileşmeyi reddeder. Bu da aslında hastalığın artık kronikleştiği ve tedavisinin mümkün olmadığı safhaya girdiğini gösterir. Hasta giderek ağırlaşır. Kahkahaları artar, gülüş mimikleri daha yaygın, ağzı kulaklarındadır.

 Hasta için hayat bambaşka bir şekilde seyreder artık. Gerçek ile hayal arasındaki çizgi belirgin bir şekilde görünmemeye başlar. Sonraki safhalarda, o çizgi tamamen görünmezdir. Bazı hastalarda, gerçek ve hayal arasındaki çizgi, normalden daha belirgin bir hal alır, ancak bu durumda, gerçek ve hayal yer değiştirmiş haldedir.

Hastalığın, artık homojen yapısını kaybedip, heterojen bir karaktere kavuştuğu safhaların ilkinde hasta artık, normal başlayıp, hiçbir şey olmamış gibi seyreden hastalıkla ilgili bazı anormallikler, bir şey olmuş’lar yaşamaya başlar. Daha çok mutluluk isteyen hasta, o zamana kadar dış etkenlerden edindiği mutluluğu kendi üretmeye koyulur. Bu koyulma çok zorlu bir sürecin de başlangıcıdır. 

Zorlu süreç, çok sancılıdır. Bu süreç, algısında gerçek ile hayalin yer değiştirdiği hastalarda daha şiddetli cereyan eder. Mutluluğu, kendi kendine üretme sürecine girmiş hastanın şiddet kullanımı sonrasında kaybedilmesi riski doğmuştur artık. Hastalığın bu safhasında ciddi kayıplar verilir. Ve bu kayıpların çoğu, aslında hiç hastalık bulaşmamış ya da hastalığın iyileştirilebilir safhasında tedaviyi kabul eden eski hastalardan oluşur. 

Hastalık, aslında başından beri, en çok, hasta olmayanlara zarar vermiştir. Hastalığın temel karakteristik özellikleri belirginleştikçe, tozpembe bölgelerin dışındaki mavi bölgelerin daha çok zarar gördüğü ve pembenin tonlarına doğru değişmeye başladığı gözlenir. Bu safhada mavi ile tozpembenin ve ara tonlarının mücadelesi başlar. Bu durum, aslında, renklerin ve tonlarının mücadelesidir. Bu mücadelede çoğunlukla, pembe gider, tozu kalır. 

Hastalık iyice tozutunca, mavi yerler dâhil, her yer karantina bölgesi ilan edilir. Bazı yerlerde sıkıyönetim uygulanır. Hasta olmayan bireyleri olsa da, toplum teknik olarak hasta sayılır. Kayıpların aza indirilmesi çabasıyla girişilen her çözüm, hastalığı daha farklı safhalara ulaştırır. O safhalarda mutluluk daha çok üretilir, ancak hastalığın ilerlemiş olduğu bireyin ihtiyaç duyduğu mutluluk da aynı oranda artar. Tipik bir “Kara Delik” sendromu yaşanır.

Gelinen safhada, bilim insanları, “Kara Delik” sendromunu yenmek için, “Hasta”nın “Karşı Hasta”sını bulmak zorundadırlar. Artık, hastalığı yok etmek için değil, durdurmak, seyrini yavaşlatmak için çalışmalar yapılır. Bu çalışmalar sürecinde bulunan her yöntem, yeni sorunlar doğurur.

Yeni sorunlar yeni arayışlar, yeni buluşlar, yeni sorunlar getirir. Gelinen son safhada, hastalık artık bir yaşam biçimidir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.