• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Hakkari 29 °C
  • Van 26 °C
  • Şırnak 35 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Batman 35 °C
  • Iğdır 30 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Mardin 35 °C
  • Ankara 29 °C
  • Muş 23 °C

YA SİZ OLSAYDINIZ…

Siyabend Fırat Çetin

 

Ben olsaydım bu yazıyı okumadan önce televizyonu kapatır, penceremi açar  insanları dinlerdim fon olarak.  Kahvemin yanında çikolata yerine bir parça kuru ekmek alırdım…

Kırk yıl hatırı olan acı bir kahvenin yanında acı gerçeklerimiz ve bir parça kuru ekmek iyi gider diye düşünüyorum.  Ve  tüm acının üstüne yazıyorum, altında telvesi bile kalmaksızın…

Neyse burası işin betimlemesi  ama asıl acı olan hala bunları yazıpta duyulmamak, dikkate alınmamak. Üstüne üstlük bunları yazıp gerçekleri savunurken tutuklanmak. Bir,  1 Eylül daha atlattık ve darbe ayının ortasına kupa yelken yol alırken barışa gebe bir sürecin düşük yapma ihtimalleri zorlanıyor.

Sarımsı bir yaz ve Arap baharının bıraktığı polenler sizi bayağı mayıştırmış olmalı. Polen özleri siyasetinize bulaşmış belli ki. Bulaşmış ki sarı bir iz bırakmış. Yüzünüz, benziniz sararmış. Korkudan mı yoksa sarı polen izlerinden mi bilmem. Ama sabah uyandığım zaman ki an savaş sonrası tedirginliği yansıtıyor hala…

Gazetenin manşetleri adeta kalıplaşmış gibi değişmeksizin yineleniyor. Ve hep hüzün…

“Şehit olmasaydı evlenecekti. Daha yeni nişanlıydı. Vatan sağolsun, Şehitler ölmez vatan bölünmez…”

Ya siz neyin sağlığından neyin varlığından söz ediyorsunuz. Vatan varlığı demek bütünlük ve barış içinde sağlıklı yaşamak demektir. Ancak o zaman var olur ve sağ olur. Vatan sağolsun diyerek insanlar ölüyor peki o insanlar ölürse vatan sağmı olacak. Ölen için çoktan o vatanda ölmüş olacak ve liderler giden gider kalan sağlar bizimdir deyip sizinle ağlamaya devam edecekler…

Evet bu bir oyun size söylüyorum, gidin ve oynunuzu başka bir yerde oynayın. Mühimmatlarınızı evinize götürün ve arka bahçenizde oynayın.

Bir şeyin varlığının bütünlüğü için o ülkede ikinci sayfa haberleri magazin, üçüncü sayfa haberleri cinayetlerle ve manşetlerde şehit haberleriyle son sayfalarda iş ilanlarıyla süslenmez…

 Madem öyle dağda öldürülen gerillanın annesinin ve asker olanın annesinin  fotoğraflarını  yanyana bırakıp ikiside ana desenize… İkisininde acısının dili, dini, ırkı yok desenize. İkisininde gözyaşları aynı tatta desenize…

Siyaset köşesinde zaten kimseden olumlu yanıt yok. Bülent Arınç’ın açıklamalarını dinlerken bir an kendimi tutamadım. Kılıçdaroğlu dokunulmazlıklar kalksın diyor ama kürsü hariç. Oktay Vural da buna destek veriyor. Demirtaş da tamam kalksın diyor. Bülent Arınç ise muhalefete dönerek; “Onlarda zaten bunu istiyor. Dokunulmazlıklarını kaldırarak partilerinin kapatılmasını istiyorlar”

Yapmadığınız şey sanki. Zaten ortada bir dokunulmazlık ta yok. Bütün siyasetçileri içeri tıkıyorsunuz sonra da onlar da bunu istiyor diyorsunuz. Bunu püskevit vererek kandırdığınız çocuklara anlatsanız size gülerler. İşte o yüzden 14 yaşındaki çocuklara bile yaşından fazla hüküm veriyorsunuz.

Sorun şike sorunu olunca biribirinizi hırpalıyorsunuz ve kürsü hariç demiyorsunuz, bardaklar havada uçuşuyor, ve olmadık laflar söyleniyor ama sorun sanki kürtlermiş gibi birliğinize hayret ediyorum dün ekranlarda biribirlerine olmadık hakaretleri edenler kulislerde gülüp biribirlerini övüyorlar. Ne o ekran başındakilerini nasıl kandırdığınızamı gülüyorsunuz?

Kolombiya gerilla gurubuyla oturup sorunu çözüyor ve sorun çözülmeyene kadarda masadan kalkılmayacak. Ve dünya yine dönüyor olacak, insanlar yaşıyor olacak ve önemlisi büyük bir problem çözülmüş olacak. Artık bunu yapsanız ve biribirinizi anlarsanız herşey çözülür diye ümit ediyorum. Fakat şunu düşünmüyorum değil bundan başka çıkarı olan kimseler istemiyor…

Eğer yoldan geçen birine mikrofon uzatıp; “Bu süreçte siyasetçilerimizden ne bekliyorsunuz? ”  sorusuna alacağınız cevap şu olacaktır;

“Onlar kendi oyunundalar. Herkes iktidarı yıkma çabasında sanki kendileri iktidar olunca daha iyisini yapacaklarmış gibi. Onlar sadece kendi yarınlarını düşünüyor ve kendi yarınları için bizim tüm geleceğimizi yıkmak istiyorlar… ”

Muhalefete sorunu nasıl çözeriz diye sorarsanız, alacağınız cevap kısa ve net olacaktır; İktidarın istifa etmesi lazım diyecekler. Peki siz olsaydınız sınırlara mı gidecektiniz? 400 km alan sizin denetiminizde mi olacaktı? O dediğiniz 400 km alanın diğer tarafına vize bile alamıyorsunuz… Madem siz olsaydınız bunu yapardınız diyorsunuzda neden önlemleri alıp müzakere içinde olmuyorsunuz…

Ekranlara çıkıp partinizin propagandasını yapıp kendi farkınızı söylüyorsunuz. Bizim farkımız şu diyorsunuz ekran başındaki halka. Peki soruyorum size ortak noktayı görmeyen bir halk neyin farkına varabilir. Ortak noktalarınızda buluşacağınıza neden sürekli farklarınızı tartışıyorsunuz.

Nasıl bir ülke parlementoda sorunlarını çözemez anlamıyorum. Milyonların seçtiği sizler, seçilmişler nasıl oluyorda bu kadar pasif olabiliyor anlamıyorum.

Barış ben olsaydımlarla gelmez çünkü barış bencil değil hepcildir. Barış sizin birlikteliklerinizin tebessümüdür. Hep şunu söylerim Barış iki savaş arasındaki süreçtir. Onu iyi korumak ve yaşatmak gerekir. Siz olsaydınızla empati kurmaktansa Hepiniz olmayı deneyin. Ortada Kürt, Türk, Alevi sorunu falan yok ortada iktidar çatışması ve gereksiz hamleler var. Anlayış bozukluğu var. Satraçtaki gereksiz hamleler sadece oyunda can çekişmeye yarar sizi mata götürmez…

Ben olsaydım bu yazıyı okumayanlara okutur anlamayanlara anlatırdım…                                                                                                  Ya siz olsaydınız ne yapardınız?  Nasıl bir yazı yazardınız?

Yazının alt ve üstünü kontrol ederken daha,  yayınlamam biraz ertelendi. Yazının ertelenmesinin sebebi  Afyonkarahisar’da ki mühimmat deposunun patlamasıydı. Patlamada ölen 25 gencin acısıydı. Buyrun efendim kahveniz derken daha acı bir kahvenin acısı tazelendi.

Manşetler yine acı yaydı sabahtan. Gün ağarıncaya dek tahminler hep şaştı, gün ağarıncaya kadar aileler de ağardı ve ağladı yine analar… Ne kadar acı bir olay baksanıza. Ülkesini korumak için mühimmat deposunun yığınağını yaptığı esnada o depodaki bir patlama tüm şehire zarar verebiliyor.

Ve ardından Dini liderler zirvesinde konuşan Başbakan ülkesinin durumundan habersiz hala Esad’ın zulmünden bahsetmeye devam ediyor. Sanki bi aralar ‘’ Çocukta olsa kadında olsa gereği yapılsın’’ talimatını o vermemiş gibi. Sanki Uğurlardan, Eneslerden habersizmiş gibi.

Ve sanki kuyular yokmuş gibi. Eylüller yaşanmamış gibi. Ve sanki o, eski o değilmiş gibi…

Şimdi soruyorum;  Siz, Biz ne zaman Hepimiz olacaz?

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.