• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Hakkari 29 °C
  • Van 26 °C
  • Şırnak 35 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Batman 35 °C
  • Iğdır 30 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Mardin 35 °C
  • Ankara 29 °C
  • Muş 23 °C

Yeniden dirilişin 27. yılı

Sadettin Taşçı

15 Ağustos 1984 inkâra ve köleliğe sıkılan son kurşun, Eruh ve Şemdinli.

İlki değildi ama en uzun en örgütlü ya da ulusal anlayışı geniş kitlelere ve Kürdistan"ın dört parçasının yanı sıra Kürdlerin yaşadığı her coğrafyaya ulaştıran bir hareket yani Partiya Karkerên Kürdistan (PKK).

 Şêx Ubeydullah"ê Nehrî isyanı(1880) başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra. Cumhuriyetin kuruluşuna kadar yani Osmanlı imparatorluğu yıkıldıktan sonra, mirasçısı olarak görülen Türkiye, hilafetin kaldırılması ve cumhuriyetin ilanından sonra, Kürdler; Şêx Seîd, Agirî(xoybun) ve Seyîd Riza(Dersim) olmak üzere 20 yılda üç defa baş kaldırdılar fakat her üçünde de kıyım ve başarısızlıkla sonuçlandı.

1938"den sonra yani Seyîd Riza öncülüğündeki Dersim isyanından sonra kırk yıl kadar Kürdler bir sessizlik süreci yaşadı.  Her ne kadar bu kırk yıllık sessiz kalınan sürede Kürdler beli örgütler kurduysa da cılız kaldılar veya ses getiremediler. Bunlarla beraber 1970"lerin sonlarına doğru, henüz yeni sayılabilecek bir gençlik hareketi partileşmeye gidiyordu. 27 Kasım 1978 yılında bir gurup üniversiteli tarafından kurulan Partiya Karkerên Kürdistan diğer adıyla Apocular sol eksenli bir hareketle tarih içindeki yerini almaya başlamıştı lakin bu gurubun oluşmasındaki temel sebep ""Kürdistan bir sömürgedir"" fikri üzerinden gelişmiş ve Türkiye Kürdistan"ında yeni bir ses ve heyecan yaratmayı başarmışlardı.

 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle irili ufaklı Kürd örgütleri darbeyle beraber dağılınca, partilerin yönetici ve kadrolarının çoğu Türkiye"yi terk edip Avrupa"ya kaçtılar. Yüzlercesi de Diyarbakır ceza evine atıldı, işkencelerle katledildi, aynı zamanda PKK"nin kurucu kadroları da ceza evlerine atıldılar ve Diyarbakır zindanında bedenlerini ateşe vererek tarihi bir direniş sergilediler bu durum aynı zamanda bu oluşumun yani PKK"deki ideolojik düzey ve bağlılığın bir göstergesiydi, ayrıca PKK"nin Kürdistan"da kalarak mücadele etme yada savaş kararı, o güne dek Kürdistan"da var olan klasik örgütlenme ve mücadele anlayışını aşmış bir örgütlenme modeli olarak ortaya çıkmıştı...

Böylelikle uzun bir yürüyüş başladı. 

  

 

Türk devletinin Ağrı ve Zîlan deresine gömdüğünü iddia ettiği Kürdler, 15 Ağustos 1984"te, Şemdinli ve Eruh"ta bir mücadelenin tohumlarını ekmiş, inkâra, imhaya ve köleliğe başkaldırmıştı.

Yeni bir diriliş; Kürtlüğü dışında her şey olabilmiş bir Kürdü yaratma savaşı, bir anlamda kendisiyle de savaşmaya başladı.

Mazlum Doğan, M.Hayri Durmuş, Kemal Pir, Ali Çiçek ve Akif Yılmaz, bedenlerini ateşlere vererek, korkuyu kendilerinde mahkum ettiklerini gösterdiler ve onlar bu mücadelenin birer ferdiydi, can verdiler inançları uğruna ve sonrasında binlerce bedende can buldular, Eruh ve Şemdinli"de Patlayan silahlara ilham oldular, yeniden dirilişin kıvılcımlarında alev oldular. Ondandır ki, her 15 Ağustos heyecan ve korkuyu beraberinde taşır, adeta Egid"ler can bulur dağlarında Kürdista"nın ve Şêx Seîd, Seyîd Riza, Agirî, Zîlan gururla derin bir nefes alırlar,  sonra kanla yeşeren fidanlar selam durur o güne anlam veren ve yudumladıkları inanç suyunun yaratıcılarına. Bu uğurda emek harcayan herkesin minetle anıldığı ve yaratılan değerlere bağlılığı, insanlar milyonlarca sesle haykırıyorlar, ya onurlu bir yaşam ya onurlu bir yaşam şiarıyla. Yüzyıllardır düşürülen bir halkın son tercihidir özgürlük, benlikleri ve kimlikleri yok sayılmış kendisi dışında her şey olabilmiş bir halk... 15 Ağustos özüne ihanet edene sıkılan bir kurşundur, başkaldırıdır, isyandır, devrimdir öze karşı kazanılmış ve bir Egid"in milyonlarla buluşmasıdır, dökülen her damla kanın binlerce bedende can bulmasıdır Kürdistan dağlarında ve gencecik Evrim"in, Mustafa"nın yaratılan bu mirası, bedenlerini ateşe vererek sahiplenmesidir.

  15 Ağustos; yürekli insanların inançları uğruna fedaileşerek kanlarıyla yazdığı bir destan. Bunu anlamak, yaşamak bunu yazabilmek sade ve yalın kirlenmemiş kelimelerle, herkesin anlayabileceği bir dilde. Lakin burada kelimeler kifayetsiz kalmamalı, sunilikten uzak gerçek anlamalarına dönmeli.

 Kürd değerlerini, canlarını feda ederek bu güne kadar gelmesini sağlayan, inandıkları mücadele uğruna yaşamlarını feda eden o yüce insanları saygıyla anıyor ve yaratılan bu değerlere sonuna kadar sahip çıkılacağına olan inancımla...

 CEJNA WEJÎNÊ PÎROZBE.

Sadettin Taşçı..........

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.