• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Hakkari 29 °C
  • Van 26 °C
  • Şırnak 35 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Batman 35 °C
  • Iğdır 30 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Mardin 35 °C
  • Ankara 29 °C
  • Muş 23 °C

Yuvarlak masadan tüm dünyaya…

Siyabend Fırat Çetin

Tommaso Campanella, ütopyala­rın en ünlüsü sayılan eseri "Güneş Ül­kesi"ni geçen binyılın ortalarında yazdı.

 

Aydınlık beyinli bu filozofu tarih, in­sanlığın en karanlık çağına elçi tayin etmişti adeta... "Ben doğacak yeni sabahların çan sesiyim" di­yordu.

 

Avrupa engizisyon ve sefaletin pençesinde kıvranırken, yoksullukla bağnazlığın her buluşmasında olduğu gibi yine ilk hedef "düşünce" olmuştu.

 

Akademinin ve kitabın lanetlendiği o çağda özgürlük meşalesiyle ayağa kalktı Campanella... Kör inançlara, yerleşik düşüncelere kafa tuttu. Felsefenin din baskısından kurtulma­sı gerektiğini savundu.

 

 

 

Çünkü felsefe aklın ürünüydü, din ise imanın peşindeydi. Bu görüşleri nedeniyle Cizvitlerce sapkın­lık ve büyücülükle suçlandı. O da yoksulları ezen krallara ve işkenceci yobazlara karşı ahaliyi ayaklanmaya çağırdı. Ne var ki ayaklanma başlamadan bastırıldı. Campanella ise kaçmak üzere anlaştığı Türk gemisine binmek üzereyken yakalandı.

Atıldığı hapishanede günlerce korkunç işkenceler gördü, iş­kencecileri onu öldü sanarak bir çukura attılar. Nice sonra dirilip mahkeme huzuruna çıkarıldı. Yargıçlar, savunduğu fi­kirleri nereden öğrendiğini sordular:

 

"Bunları öğrenmek için sizin içtiğiniz şarapların 10 misli kandil yağı harcadım" diye cevap verdi.

 

Kiliseye meydan okumak ve halkı ayaklanmaya kışkırtmak suçlarından  hapse mahkûm edildi. Ne af istedi, ne  insaf... Sadece kâğıt ve kalem...

İnsanlığı yüzyıllar boyu aydınlata­cak "Güneş Ülkesi"ni, karanlığın en koyu zindanlarında yazdı.

 

Can Dündar…

 

 

Savunulması zor bir süreci yaşıyoruz. Bunca keder, bunca üzüntü, bunca sızı hep özgürlüğü yaşamak ve yaşatmak için. Bu yazıyı yazarken çatımızın üstünden geçen jetlerin gürültüsüyle basıyorum klavyenin tuşlarına ateş emrini beklemiyorum ama sade bir tebessüm ve umut yetiyor tüm bunları yazmama. Kalemim sanki daha net ve sadık bana…

 

Sizinde önünüze geçip güneşinizi engelliyorlar. Sizinde aydınlığınızı karartıyorlar. Benim tüm bu olanlara inat bağırmam gerekmiyor. Irkımın farklı olması hiçbir şeyi değiştirmiyor. Slogan atmalarım taraf olmamdan değil çağırmamdan, istemekte ısrarlı olmamdan. Televizyon programlarına takılıp sizin avutmalarınıza değil kendi sözlerine sahip bir toplumu istiyorum.

 

Barışı ve özgürlüğü size lütfetmeyenler belki ısrarcı olabilir, ama bu sizin ısrarcı olmayacağınız anlamına gelmiyor. Kazanılanlardan değil kaybedilenlerden ders alınır. Sizin zaferleriniz beni mutlu etmiyor. Her düşünce bir varoluştur ve bu varoluşlar sizin gövdenizin sığmayacağı masalarda bile tartışılamıyor. Sorun bir ırk, bir dil, ve bir halkın sorunu. 21.yüzyılda ve bu sorunlarla karşı karşıya olan bir ülke uluslukla yüceliyor.  Kendi dağlarında ve kendi sorunuyla baş başa bir ülke ve özgürlüğü isteyen bir halk.  Anlamak kimi zaman savunulmaya bile olanak vermiyor. Bardağı taşıran son damla bazen bir yağmur damlası bile olabiliyor ve yağmur duasına da çıkmanıza gerek yok göz yaşları doyurur bütün okyanusları…

 

Yuvarlak bir masaya oturup konuşmanız gerektiğini biliyorsunuz. Bu hayat yalnız sizin değil ve tüm bunları sizler yazmadınız. Unutmayın zulüm kader değildir. Yaşanılması gerekenler sizin yaşattıklarınız değil bizim nasıl yaşamak istediğimizdir. Güneşin doğuşu ve batışı bizim göz yummamız arasındaki mesafedir unutmayın. Hayatı yaşatmak sizlerin lütfu değil bizim mücadelemizdir.

 

Engellemeler bizi durdurmuyor sizi güçsüzleştiriyor aksine biz yaşamla mücadele kıyısına giderken dalgala çoktan dinmiş oluyor. Kimi zaman yaşadıklarımız sorularınıza cevap oluyor, ama size sorduğumuzda soruya soruyla karşılık veriyorsunuz. Söyledikleriniz yaptıklarınızla bağdaşmıyor. Yaptıklarınız savunduklarınızı, savunduklarınız hareketinize yansıyor. Siz yaptığınız şeysiniz, söylediğiniz değil.

 

Engellerin kaldırılmasını bekleyenler sorunun engel olmayıp yer değiştirme olgusuna varırlar. Gidişler, başkaldırılar, karşı çıkmalar doğar artık güneş yerine. Ve güneşimizi engelliyorlardı diye haykırırlar.

 

 

 

Tüm takvim yaprakları sonbaharı görürken korkudan sararıp soldular, süpürülmeye yüz tutmuş günleri geride bıraktık ve artık yaşanılası bir dünyayı arzularken yaptıklarınızı lütfen bırakın ve insanlara bahşedilmiş olan mutluluğu, özgürlüğü geri verin. Sahneyi ve mikrofonları özgürlüğünüzü haykıracak şekilde dengeleyin. Ve insanlığı barışa bırakın. Ne kalemler durdurulsun ne de gözlükler kırılsın, kaleminizden kan damlamayan yazılar dökülsün ve tüm harfler şahidiniz olsun.  Mürekkepler sesinizi ve sizi yansıtsın. Ve bıraktığınız üç noktalar hayatınıza eşitlikçiliği daim etsin ve doğruları tekrarlasın.

 

Darbelenen dünya darbesiz bir hayatı getirsin, kazanılan zaferleriniz sol yumruğunuzu kaldıracak güçte olsun insanlar. Bir müzik gibi aksın zaman ve bir piyanonun tuşlarına basar gibi dokunun tüm klavyelere ve özgürce yazın. Yaşadıklarınızı anlatmak için yaşayın, yaşatmak için kazanın. Ve yaptıklarınızı kazandığınız ödülle değil size minnettar olan bir halkla hatırlayın…

 

Parmaklarınızla işaret ederken bütün parmaklarınızı rahatça kullanıp yaşasın özgürlük diye haykırabilin. Tarafınız hayatınız olsun, tarafınız özgürlüğünüz ve yaşamınızın bir parçası olsun. Dağınık kaşlarınızın altında hep gülen gözleriniz olsun. Göz renginiz faklı olsa bile unutmayın akan yaşlar hep aynıdır. Dininiz farklı olsa bile, ırkınız farklı olsa bile, renginiz farklı olsa bile unutmayın doğanın bütün renklere ihtiyacı var. Hayatınız renklerle, düşüncelerle anlam kazanır.

 

Dilin kemiği olmayan bir dünyadan, özgür ifadelerle ve inançlarla yaşamanız dileğiyle.                                          

 

Kirpiklerinizi birbirinden ayırıp kısık gözle güneşe bakmayıp gülümseyeceğiniz günlere merhaba.                                

 

Mutlu olun, mutlu edin, mutlu kalın…

 

Siyabend Fırat ÇETİN

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2015 Zap Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.